9 Mayıs 2020 Cumartesi

KATALONYA'DA ORTA ÇAĞ'IN İZLERİ


Tadımlık Girona yazısı başlıyor!

Girona'ya benim gibi birkaç saat ayırırsanız, tadımlık gezersiniz ve doyamadan kentten ayrılırsınız. Ekim 2019'daki Barselona seyahatimin bir gününü Figueres'deki Dali Tiyatrosu ve Müzesi için ayırmıştım. O gün Barselona'ya dönerken kısa süre için de olsa bu güzel Orta Çağ kentine uğramak istedim. İyi ki bunu yapmışım! Zamanı olanların Girona için bir tam gün ayırmalarını öneriyorum. Bu yazıda, yaklaşık 5 saat gezdiğim Girona'da gördüklerimi anlatacağım. Ayrıca, Girona'ya bir gün ayıracak olanlar için, benim gezemediğim yerlerle ilgili de bilgi vereceğim. 

Girona (İspanyolca Gerona); tarihi 2000 yıl öncesine dayanan bir antik Orta Çağ kenti. M.Ö. 79 yılında kurulan şehir, Romalıların ilgisini çekene kadar küçük bir İber yerleşimi olarak kalmış. Burada küçük bir kale inşa eden Romalılar kente Gerunda adını vermişler ve 600 yıl boyunca burada egemenliklerini sürdürmüşler. Dokuzuncu yüzyılda güneydeki Barselona Kontluğu'nun egemenliği altına giren Girona, Orta Çağ'ın (476 - 1453) baskıcı döneminde ise İber Yarımadası'ndaki Yahudi nüfusun toplanarak getto oluşturduğu yerlerden biri olmuş. 

İspanya'nın kuzeydoğusunda, Fransa'ya yaklaşık 60 km uzaklıkta yer alan Girona; İspanya'ya bağlı Katalonya Özerk Bölgesi'ni oluşturan 4 ilin en küçüğüdür. Kentin merkez nüfusu 96 bin, il nüfusu ise 756 bindir. Barselona'ya yaklaşık 100 km uzaklıkta olması ve İspanya'nın sahil bölgelerinden biri olan Costa Brava'ya da yakın olması nedeniyle, yılda yaklaşık 5 milyon turist tarafından ziyaret ediliyor.


Girona Sokakları
Barselona'dan Girona'ya kara yolu ile ulaşmanın en iyi alternatifi tren kullanmak. Benim Girona'ya gidişim ise ters yönden oldu; sabah gittiğim Figueres'ten bindiğim Barselona treninden bu güzel tarihi kentte indim ve merkeze doğru yürüdüm

Ne zamandır istediğim şapkayı Girona'daki sokak pazarından aldım!

Ortasından nehir geçen kentleri bir başka seviyorum. Girona'nın bu bakımdan fazlası var. Uzunluğu 34 km olan Onyar nehri, Girona'nın ortasından geçtikten sonra, 208 km uzunluğundaki Ter nehrine karışıyor ve birlikte Akdeniz'e ulaşıyorlar. Kentin ortasından akan Onyar nehri üzerinde altı köprü var.


Sol baştaki fotoğrafta Onyar nehri üzerindeki köprülerden Pont de les Peixateries Velles görülüyor. Demir çubuklardan yapılmış olan köprü Eyfel Köprüsü (Eiffel Bridge) olarak da biliniyor. Tarihi 1877'ye dayanan köprü, kurucularından biri ünlü Fransız mimar ve inşaat mühendisi
Gustave Eiffel olan Eiffel & Cie şirketi tarafından yapılmış.

Son olarak 2008 yılında restorasyondan geçirilmiş olan Pont de les Peixateries Velles köprüsünde Girona'dan aldığım şapka ile! Kulesi ve üst kısmı görülen yapı Girona Katedrali.

Sevimli köprü Pont d'en Gómez üzerinde tarihi kenti selamlıyorum!   📹
Onyar nehri kıyısındaki evlerin ve tarihi kentin en iyi görülebildiği nokta
olan köprü 1916 yılında inşa edilmiş. Adını, geçişin sağlanabilmesi için evinin bir kısmının yıkılmasını kabul eden 
Miguel Gómez adlı Gironalı'dan almış.


Bağımsızlık Meydanı (Plaça de la Independència)
Katalonya Mimari Mirası'nın bir parçası olan meydan, 1804-1815 yılları arasında Fransa İmparatoru olan Napolyon Bonapart'a (1769-1821) karşı İspanya'nın verdiği bağımsızlık savaşının anısına oluşturulmuş. Fransız Savaşı ya da Yarımada Savaşı olarak da bilinen savaş, 1808 - 1814 yılları arasında olmuş. Girona 1809'da Fransız askerler tarafından kuşatılmış ve kent 10 Aralık 1809'da teslim olmuş.

Girona'nın tarihi kent merkezindeki en önemli ve en büyük meydan olan Bağımsızlık Meydanı (Plaça de la Independència). Meydanın ortasında, bağımsızlık savaşı anısına bir anıt var; Girona Anıtı (Monumento a Gerona). Kaidesinde, Girona Savunmaları (Los Defenses de Gerona)1808-1809, yazıyor.

Pastel tonlara boyanmış binaların ve kafelerin çevrelediği meydan 92 m x 45 m ebatında. Meydanın dört tarafındaki binaların alt kısımları kemerlerden oluşuyor. Bu sundurma kemerlerinde toplam 50 tane sütun var ve kemerlerin genişlikleri 2.2 - 3.5 m arasında değişiyor. Meydanın oluşturulmasına 1835'te başlanmış, ortadaki anıt ise 1894'te yerleştirilmiş. Meydanın asıl düzenlemesini 1855 yılında İspanyol mimar Martí Sureda i Deulovol (1822 - 1890) yapmış.  📹

Bu güzel meydandan ayrılıp Girona sokaklarında yürümeye devam edelim. Önce Onyar nehri üzerindeki yeni köprülerden biri olan Sant Feliu'ya gidelim. Köprüden geçtikten sonra, kentin simgesi haline gelmiş olan Girona Aslanı'na selam verip katedrale doğru yürüyelim. Yürüyüş rotamız bu!   📹


Girona Aslanı (Culo de la leona)
Onyar nehrinin Girona'dan geçerken ayırdığı, kentin iki yakasını birleştiren yaya köprülerinden biri olan Sant Feliu Yaya Köprüsü (Sant Feliu Pedestrian Bridge) 1995 yılında açılmış. Diğer köprülere göre günümüz teknolojisi ve yapı malzemeleri ile inşa edilmiş olan köprünün genişliği 3.5, ana açıklığı 58.4 m. Köprüyü geçtikten sonraki ilk yapı Sant Feliu Bazilikası (Basílica de Sant Feliu). Gotik mimari özellikleri taşıyan bazilikanın tarihi 10. yy.'a dayanıyor ve Girona'nın ilk katedrali unvanına sahip.

Sant Feliu Köprüsü'nde fotoğraf ve video molası.


Köprüden karşıya geçtikten sonra sağ tarafta taş bir sütunda Girona'nın simgesi haline gelmiş olan aslan heykeli (Leona de Girona / Culo de la leona) var. Aslan, Hristiyanlık öncesi bazı inançlarda Güneş ile özdeşleştirilmiş. Katalan kültüründe ise aslan Dünya'yı ifade ediyormuş. Başı köprüden gelenlere doğru bakmakta olan heykelin orijinali 11. yy.'dan kalma. Buradaki, orijinal heykelin bir kopyası. Aslan heykelinin orijinalini görmek isteyenler Griona Sanat Müzesi'ni (El museo de Arte de Gerona) ziyaret etmeli. 

Girona Aslanı (Leona de Girona / Culo de la leona).

Heykelin orijinalinin kentin girişinde dönem, kente gelenlerin Gironalı olduklarını göstermek için aslanın poposunu öpmeleri gerekiyormuş. Ben Gironalı olmadığım için, bu turistik sembolün yanındaki bilgi panosundaki aslanın poposuna dokunmakla yetindim.



Girona Katedrali (Catedral de Girona)
Dünya üzerinde pek çok yerde, farklı dönemlerde farklı inançlar yaygınlaşmış ve kabul görmüş. Bir toprak parçası, farklı uygarlıklara ve kültürlere ev sahipliği yapmış ve her kültür, bulunduğu coğrafyada kendi inanç sistemine uygun yapılar kurmuş. Günümüzde Girona'nın en önemli yapısı durumunda olan Girona Katedrali (Catedral de Girona / Catedral de Santa Maria de Girona) anlatmaya çalıştığım gerçeğin çok iyi bir örneği. 

Girona Katedrali (Catedral de Girona / Catedral de Santa Maria de Girona).
Video 1  🔵   Video 2  
🔵   Video 3

Bir Roma Katolik Kilisesi olan katedralin bulunduğu yerde, İber Yarımadası'nın Müslümanlar tarafından fethedilmesinden önce basit bir Hristiyan kilisesi varmış. Bu kilise 717 yılında Araplar tarafından camiye dönüştürülmüş. Şehir 785'te Şarlman (Charlemagne) liderliğindeki Franklar tarafından ele geçirilince, camiye dönüştürülmüş yapı 908 yılında yeniden kilise olarak düzenlenmiş.



Katedral Meydanı'na (Plaça de la Catedralbakan ana kapı ve ön cephe.


Ana kapıdan ve ön cepheden detaylar.

Katedral bugünkü yapısına, yüzlerce yıl süren bir süreçten sonra, farklı mimari özelliklerin eklenmesi ile ulaşmış. 1015 yılında kötü durumda olan kilise, 1064 yılına kadar süren çalışma ile Romanesk mimari tarzında yeniden düzenlenmiş. Çan kulesi 1117 yılında tamamlanmış. Kilise ve manastır kompleksi 1312'de yeniden düzenlenmiş ve bunu 1416'da başlayan bir başka restorasyon takip etmiş. Bu düzenleme sırasında kilisenin ana salon tavanı Gotik tarzda yapılmış. Böylece kilise 22.98 m ile Vatikan'daki St. Peters Bazilikası'ndan sonra en geniş tavan genişliğine sahip olan kilise olmuş. Müthiş heykellerle ve kabartmalarla süslü ön cephe ise 17. yy.'ın sonları ile 18. yy.'ın başlarında yapılmış ve böylece katedralin bugünkü halini alması 18. yy.'ı bulmuş.


Ömrümün geride kalanında, yaşadığım güzel anlardan biri.
Neden ve nasıl Girona'ya gitmeye karar verdim; şöyle anlattım!

Girona Katedral'ini ziyaret etmek güçlü bacaklara sahip olmayı gerektiriyor. Çünkü katedralin girişi aşağıdaki sokaktan tam 90 basamak yukarıda. Basamak sayısı konusunda farklı kaynaklarda farklı sayılar var ama ben tek tek saydım; 90 basamak var!

Girona Katedrali'nin arka kapısı.

Katedralin 12. yy.'daki halinden geriye kalan Charlemagne Kulesi
(Torre de Carlemany) ve arka kapıdan detaylar.

Girona Katedrali'nin internet sitesi için lütfen buraya, katedral içinde üç boyutlu sanal gezi için de lütfen şuraya!

Katedralin arka kapısının olduğu yerde geniş bir teras var.
Buradan şehri ve sokakları seyretmek güzel oluyor.

Katedralin olduğu bölgede 12. yy.'da Yahudi yerleşimi varmış. Bu sokaklarda dolaşmak tarihe kısa bir yolculuk yapmak gibi. Televizyon dünyasının popüler dizilerinden biri olan Game of Thrones adlı dizinin bir bölümünün çekimleri ,Girona Katedrali'nin merdivenlerinde ve buradaki sokaklarda yapılmış. Bu dizinin meraklıları için yapılan turlar var.


Girona sokaklarından...


Katedral yakınındaki bir sokakta bulunan bronz heykel, Girona Katedrali'nde,
14yy. - 20. yy. arasındaki mimari değişiklikleri tasvir ediyor.


Girona'da gezerken, Katalonya'nın İspanya'dan ayrılmasını destekleyen ayrılıkçı düşüncenin bu kentte epey baskın olduğunu gözlemledim.
Pek çok balkonda ya da pencerede "llibertat" (özgürlük) yazıları
ve ayrılıkçı Katalan bayrakları vardı.

Sabah Dali'nin kenti Figueres'te başlayan günü Girona'da tamamladım. Yaşadığım güzel ve keyifli günlerden biri oldu. Barselona'ya dönmek için Girona tren istasyonuna doğru yürümeye başladım...


Girona tren istasyonunun tam karşısındaki kafede
yorgunluk attıktan sonra trenle Barselona'ya döndüm. 
 📹


Sümer Özvatan 
Mayıs 2020



Roma Gezi Yazısı 

Floransa Gezi Yazısı 

Nice Gezi Yazısı 

Dali'nin Kenti Figueres 👉






























16 Nisan 2020 Perşembe

Dali'nin Kenti Figueres

1-8 Ekim 2019 tarihlerinde yaptığım Barselona seyahatimin bir gününü, Dali Tiyatrosu ve Müzesi ile dönüşte uğradığım Girona için ayırdım. Seyahat öncesindeki hazırlık aşamasında müze ve tren biletlerimi internetten aldım. 

Bu yazıda 5 Ekim 2019 Cumartesi günü erken saatlerde Barselona'da başlayan günün ilk yarısını anlatacağım. Yazının ana konusu Dali Tiyatrosu ve Müzesi (Teatre-Museu Dalí).

Salvador Dali, "Bir deli ile aramdaki tek fark; benim deli olmamamdır!" diyen bir adam. Bence hem bir deli hem de bir dâhi. Dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Dali Tiyatrosu ve Müzesi'ni gezerken, onun sıra dışı bir insan olduğunu hemen her adımda görüyor ve hissediyorsunuz. 

Günümüzde müzenin bulunduğu ve Dali'nin gençlik yıllarında ürettiği eserlerini ilk defa sergilediği yapı, İspanyol İç Savaşı sırasında hasar görmüş ve 1960'lı yıllarda dönemin Figueres Belediye Başkanı ile Salvador Dali tarafından müzeye dönüştürülmüş eski kent tiyatrosu. Yapılan çalışmalardan sonra müze 28 Eylül 1974 tarihinde ziyarete açılmış.

Dali Tiyatrosu ve Müzesi'ne gitmeden önce yapılacaklar;
Salvador Dali'nin kendini anlattığı "Bir Dâhinin Güncesi" adlı kitabı okumak ve internetten bilet almak! B
en gittiğimde bilet ücreti 14€ idi,
yazıyı hazırlarken baktım 15€ olmuş.

Barselona'da iki ana tren garı var; Estació de Sants ve Estació de França. Barselona'dan trenle Figueres'e gitmek için kullanmanız gereken istasyon Sants. Buradan bindiğim trenle rahat ve keyifli bir yolculukla yaklaşık 1 saatte Figueres'e ulaştım. Figueres'de iki tren istasyonu var; Figueres-Vilafant ve Figueres. Barselona'dan trenle Dali Müzesi'ne giderken kullanılan istasyon Figueres-Vilafant. İki istasyon arasında yürüme yaklaşık 30 dakika mesafe var; özellikle Barselona'ya dönerken yanlış istasyona gitmeyin! Gidecek olanlara kolaylık olması için, Figueres'deki iki tren istasyonunu ve müzeyi buradaki harita üzerinde gösterdim. Böyle gezi yazısını zor bulursunuz! 😊


Barselona seyahatimden haftalar önce Barselona-Figueres tren biletlerimi internetten satın aldım. Gün içinde farklı saatlerde farklı ücretlerle bilet var. Ben dönüşte Girona'yı gezmek istediğim için sabah erkenden Figueres'e gittim. Öğleden sonra treni ile de Figueres'den Girona'ya geçtim. Her ne kadar artık pek çok işi cep telefonları ile çözebiliyor olsak da, siz yine de gitmeden önce biletinizin çıktısını yanınızda bulundurun!

Sant istasyonu (Estació de Sants) orta büyüklükteki bir havalimanı gibi.
Metro ile (L1, L3 ve L5 hatlarını kullanarak) kolaylıkla ulaşılabiliyor.

Sabahın erken saatlerinde sakin olan istasyonda,
platforma gitmek için güvenlik geçişinin açılmasını beklerken.

İstasyonu kısaca şöyle anlattım!

İspanya'nın, devlete ait demir yolu hizmetlerini işleten Renfe'nin konforlu vagonları. AVE (Alta Velocidad Española), İspanya'da Renfe tarafından işletilen hızlı tren ağının kısa adı. Koltuğum bu!

Güne karanlıkta başlamıştım, tren yolculuğu sırasında gün aydınlandı. Figueres-Vilafant istasyonunda trenden indim ve sessiz, kimsenin olmadığı Figueres sokaklarında yürümeye başladım.


Figueres'e de ayak izlerimi bıraktım!

Dali Tiyatrosu ve Müzesi ile ilgili fotoğraflarımı ve notlarımı paylaşmaya geçmeden önce, Salvador Dali'nin yaşamını kısaca öğrenmek isteyenleri şuraya göndereyim. Kısa yaşam öyküsü ve bazı önemli eserleri hakkında bilgilerin de olduğu iyi bir yazı. 

Müze iki bölümden oluşuyor. Ana binanın büyük bölümünü kapsayan Dali Tiyatrosu ve Müzesi; çok sayıda sergi odası, büyük bir salon, eski tiyatronun sahnesinin olduğu büyük alan, bahçe ve sayısız koridordan oluşuyor. İnternetten aldığınız bileti müze gişesinde giriş biletine dönüştürdüğünüzde, size iki bilet veriliyor. Bu biletlerden biri ile ana binadaki Dali Tiyatrosu ve Müzesi'ni, diğeri ile de sadece birkaç adım uzaklıktaki  Dali Mücevher Koleksiyonu'nu (Dalí Jewels Collection) gezebiliyorsunuz.

Dali Tiyatrosu ve Müzesi ile Dali Mücevher Koleksiyonu 
ve hemen yanındaki kilise (Església de Sant Pere).

Çok sevdiğim bir atasözü şöyle der; erken kalkan yol alır! Ben de Dali Müzesi'ne gideceğim gün çok erken saatte uyandım ve yola düştüm. Müzeye erkenden ulaşınca önce kahvaltı yaptım, sonra da müze açılana kadar müzeye komşu olan kiliseyi ve müzenin çevresini gezdim.


Dali Tiyatrosu ve Müzesi.
Başta Ba
rselona olmak üzere, Katalonya şehirlerinde pek çok yerde adalet sözcüğü (justícia/custic))
 görülüyor. İspanya'dan ayrılmayı savunan ve bu nedenle tutuklu olan Katalan siyasetçiler için halk tepkisini böyle gösteriyor.
Tepkinin simgesi ise beyaz kurdele.

Dali Tiyatrosu ve Müzesi'nin çevresinden.

Bina çevresinde çok sayıda ilginç tasarım var. Bunlardan ikisinde, Dali'nin "en büyük ressam" olarak tanımladığı, Fransız ressam Jean-Louis-Ernest Meissonier (1815-1891)'in heykelleri var. Sol baştaki fotoğrafta görülen traktör lastiği kulesinin dibindeki taş levhada (que pintor le agrada más)
"hangi ressam seni daha çok seviyor?" yazıyor.
Diğerinde ise "1815'te Lyon'da doğdu" yazıyor.

Müzenin komşusu, romanesk ve gotik mimari özelliklerini taşıyan,
tarihi 10. yy.'a dayanan Aziz Pere Kilisesi (L'església de Sant Pere).

Aziz Pere Kilisesi (L'església de Sant Pere).


Ünlü gerçeküstücü (sürrealist) sanatçıya göre sanat yenilebilir olmalı! Üreme, Dali'nin saplantılı olduğu konulardan biri. Üremeyi yumurta ile ilişkilendirmiş. Dali, yumurta ile üremeyi ve üredikten sonra en temel besin olarak ekmeği seviyormuş. Yumurta ve ekmeğin ortak noktaları ise; dışlarının sert, içlerinin yumuşak olması. Müzenin dışından başlayarak pek çok yerinde yumurta ve ekmek figürleri görülüyor. Dâhinin eserlerinde de bu iki figür yer almış.


Salvador Dali'nin bir zamanlar evi olan alanda kurulan Dali Tiyatrosu ve Müzesi'nin dış duvarlarında yer alan ekmek somunları ve üst kısımlardaki yumurta figürleri Dali'ye göre üretkenliği ve bereketi sembolize ediyormuş. Müze binası boşuna "dünyanın en büyük sürrealist objesi" olarak kabul edilmiyor! Kısa video!

Müzeye birkaç adım uzaklıktaki Dalícatessen'de kahvaltı yaptım.


Dali Tiyatrosu ve Müzesi'nin Bölümleri

İlk olarak eskiden tiyatro sahnesinin olduğu ana salondan başlamak istiyorum. Salonun cephelerinden birindeki duvarda, tiyatro perdesinin çerçevesini oluşturduğu dev bir Dali resmi var. Karşılıklı iki cephedeki geçişlerden müzenin sergi bölümlerine ulaşılıyor. Diğer cephede ise ortadaki açık alan (avlu) var. Ana salonun üstünde ise, etkileyici görüntüsü ile devasa bir cam kubbe var. İlk defa ABD'li mimar Richard Buckminster Fuller tarafından tasarlanmış olan jeodezik kubbenin Dali müzesindeki yapılış hikayesi şurada anlatılmış.

Devasa cam kubbe hem müzenin hem de Figueres'in simgesi haline gelmiş.
Kısa video!

Tiyatro perdesinin olduğu cephede Dali'nin 1947 yılında yaptığı resim var.
Sanatçı bu resmi, New York’ta yaşadığı dönemde, prömiyeri 1941’de New York Metropolitan Operası'nda yapılan Labyrinth Operası’nın sahnesi için tasarlamış. Devasa (8,8 m x 13 m) yağlı boya resimde ana figür Gala'dır. Gala'nın arkasında operanın konusunun geçtiği Ölüler Adası ve adadaki servi ağaçları görülüyor. Resim, 70 yılı aşkın süredir böyle korunuyor!

Ana salon tepeden aşağıya dikkat çekici resim, şekil ve objelerle dolu.

Ana salonun cephelerinden birindeki kemerlerin ortasında, Dali'nin yaptığı şifreli resim var. Bu yağlı boya tabloya yakından bakıldığında, denize doğru bakan (sırtı dönük) çıplak Gala (Dali'nin karısı) görülüyor. Tabloya uzaktan gözlerinizi kısarak ya da 20 cent ile çalışan özel dürbünden bakarsanız, ABD'nin 16. Başkanı Abraham Lincoln görülüyor. Tablo, resim sanatında dijital etkinin uygulandığı ilk eser olarak kabul ediliyor.

Ana salonun cam olan cephesi, müze binasının yer aldığı alanın ortasındaki avluya açılıyor. Binanın, eskiden tiyatro olarak kullanıldığı yıllarda seyircilerin olduğu alan, sonradan gökyüzüne açık bir avluya dönüştürülmüş. Buradaki eserler; Ganymedes Heykeli, Yağmurlu Taksi, Gala'nın Kayığı ve Dali tasarımı Oscar heykelleri.

Müzeyi ziyaret edenlerin kendilerini bambaşka bir dünyada hissetmelerini sağlayan farklı heykellerden biri, avludaki arabanın üzerinde duran ve başında mücevherden yapılma bir şapka taşıyan Ganymedes HeykeliTruva'nın kurucusu Tros'un oğlu olan ve Tanrı Zeus'un aşık olduğu Ganymedes, Yunan şiirinde eşcinsel aşkı simgeliyor. Salvador Dali'nin bu eseri ile, açığa vurmadığı cinsel tercihine ve dürtülerine gönderme yaptığı düşünülüyor. Çılgın Dali'nin cinsel dünyası hakkında fikir edinmek isterseniz şuradaki çalışmalarına ve çizimlerine bakmanızı öneriyorum.

Avludaki Dali eserleri; Ganymedes HeykeliYağmurlu TaksiGala'nın Kayığı ve Dali tasarımı Oscar heykelleri.


Müzede sergilenen hareketli eserlerden en önemlisi ve belki de müzenin en değerli parçası, Cadillac ile tasarlanmış Yağmurlu Taksi adlı eser. İtalyan asıllı Amerikalı mafya lideri olan Al Capone, Dali'nin yakın arkadaşlarından biriymiş ve bu Cadillac marka otomobili Dali'ye hediye etmiş. Sanatçının, yağmurlu bir gün arabanın dışında kalmasından yola çıkarak tasarladığı düşünülen eserin kumbarasına para atıldığında, araba içine yağmur yağıyor. 

Yağmurlu Taksi, Salvador Dali tarafından yaratılmış, içinde iki mankenin olduğu gerçek otomobilden oluşan üç boyutlu bir sanat eseridir. Yağmurlu Taksi'de bir şoför ve arka koltukta iki yolcu vardır. Özel bir boru sistemi taksinin içinde yağmur yağdırmaktadır. Havanın yağmurlu olduğu günde üstü açık olan avludaki görüntü ve taksideki yağmur sistemi bu videoda!

Biraz da, yukarıdaki fotoğraflarda görülen Dali tasarımı Oscar heykellerinden söz etmek istiyorum. Sinema sanatı ile de ilgilenen Dali, yapımcı Luis Buniel ile "Bir Endülüs Köpeği" (1929) adlı sürrealist filmi, Walt Disney ile de "Destino" (1945) adlı animasyon filmini yapmış. Destino ile Oscar'a aday gösterilen ama ödülü alamayan Dali, kendi Oscar heykellerini yapmış!


Ana salonda, yukarıda bahsettiğim şifreli tablonun
alt kısmında yer alan bir Dali çalışması.

Solda, 1952 yılında yaptığı bir çalışmasında Gala var. 
Ana salondan üst kattaki sergi alanlarına çıkarken, Dali'nin yaptığı Musa heykeli var (sağda). Orijinalinin Roma'daki Basilica di San Pietro in Vincoli bazilikasında olduğu "Musa'nın Hükmü" adlı heykel, Michelangelo'nun en önemli eserlerindedir.


Şimdi bu benzersiz müzenin sergi salonlarında kısa bir tura çıkalım. Hem iyi dost hem de rakip olan iki İspanyol ressam Salvador Dali ve Pablo Picasso 1926 yılında tanışmış. 

İki dost ve rakip; Picasso ve Dali.

Tanıştıklarında 22 yaşındaki Dali, 45 yaşındaki Picasso'ya hayranmış. Picasso'dan etkilenerek yaptığı pek çok resmi olan Dali, kendisinin de onun kadar iyi bir ressam olduğunu söyleyerek, 1947 yılında bir sürrealist Picasso resmi yapmış.

Dali'nin yaptığı sürrealist resimlerden üçü; otoportresi (1941) sol başta, Picasso (1947) sağ başta. Ortadaki ise 1928 yılında yaptığı "sürrealist kompozisyon" adlı resim.

"Mavi arka plan içindeki çıplak kadın" adlı 1923 yılında yaptığı resim solda, 1980'de yaptığı "mutlu at" adlı resim sağda.

Dali'nin sıra dışı eserleri devam ediyor. Sağ baştaki fotoğrafta görülen, ayakları ejderha başı figürlü olan yatağı bir randevuevinde görüp almış! 
Yatak odasında çektiğim kısa video!

Tablo ilginç, espadrillerin süslediği çerçeve daha da ilginç!

"Mor ay ışığında natürmort" adlı resmini 1926'da yapmış (solda).
Dali için her şey bir ilham kaynağı olmuş (sağda)!


Sırada, bana göre müzedeki en ilginç ve en güzel salonlar var. İlki Mae West Salonu. Mae West (1893-1980); 1930'lu yıllarda cinsellik simgesi olmuş, Amerikalı sinema ve tiyatro sanatçısı. Genel olarak karanlık olan salona ilk girdiğinizde, aydınlatılan sahnedeki objeler dikkat çekiyor; kocaman bir kırmızı dudak, arkasında ilk bakışta ne olduğu anlaşılamayan iki burun deliği ve duvarda iki tablo. Tam bunların karşısında, merdivenle çıkılan bir platform. Platform ile sahne arasında büyük, sarı bir saç takı. Platformdaki küçük pencereden baktığınıza karşınızda Mae West!
Aklına böylesine çılgın bir fikir gelen kişi Dali olur, diğerleri normal, sıradan!
Kısa video!
Kısa video!

Müze, saray, kütüphane gibi yerleri gezerken tavanlara ayrı bir dikkatle bakarım. Tavanlardaki resimler, semboller ve renkler çok ilgimi çeker. Dali Müzesi'ndeki "The Palace of The Wind" (Rüzgârın Sarayı) adlı salonun tavanı saatlerce seyredilecek türden. Dali bu salonun tavanına, öldükten sonra karısı Gala ile buluşacakları cenneti resmetmiş. Dali'nin bu muhteşem tavan resmini ne kadar sürede ve nasıl yaptığı bir sır! Bu tavana bakarken, Vatikan'daki Sistina Şapeli'nin tavanına, yaklaşık dört yıl çalışarak İncil'den sahneleri aktaran Michelangelo’yu andım.


Dali ve Gala'nın cennetini dakikalarca seyretmek çok güzeldi!

Bu iki salondan sonra müzeden birkaç fotoğraf ile devam etmek ve daha sonra da müzenin ana binasının yanında bulunan ve Dali'nin tasarladığı mücevherlerin sergilendiği bölüme geçmek istiyorum.

Dali'nin grafik çalışmalarından örnekler.



Dali'nin çılgın pozları!
Müzenin bir bölümünde, Dali'nin birbirinden ilginç fotoğrafları var. Burada sergilenen fotoğraflar, 1964-1966 yılları arasında çektiği Beatles fotoğrafları ile ün yapmış, İngiliz fotoğrafçı Robert Whitaker (1939-2011) tarafından çekilmiş. Fotoğraflar 1967 - 1972 yılları arasında Paris'te ve Dali'nin (günümüzde müze olan) evinin olduğu Portlligat'da çekilmiş. Bu fotoğraflar Dali Tiyatrosu ve Müzesi'nde Mayıs 2018 - Aralık 2019 arasında sergilenmiş. Müzeyi ziyaret ettiğimde bu sergiye denk gelmem güzel bir şans oldu.


Robert Whitaker'ın objektifinden Salvador Dali!

Sıra dışı adamın sıra dışı fotoğrafları!

Dali ile Whitaker'ın tanışmaları şöyle olmuş: Robert Whitaker 16 yaşındayken kendisine Salvador Dali hakkında bir kitap verilmiş. Whitaker bu kitaptan yararlanarak bir Dali kolajı hazırlamış ve sanatçıya göndermiş. Bundan çok etkilenen Dali genç fotoğrafçıyı evine davet etmiş. Böylece ilk tanışma ve davet 1955 yılında olmuş. İkisinin yüz yüze tanışması ise 1967 yılında gerçekleşmiş.


Mücevher Sergisi (Dalí Jewels / Dalí-Joies)
Dali Tiyatrosu ve Müzesi'nin ana binasından çıkıp, bina çevresinde kısa bir yürüyüş yaparak ulaşılan bir bölümde, bir çoğunu New York’ta yaşadığı dönemde tasarladığı ilginç mücevherler sergileniyor. Yazının başlarında belirttiğim gibi Dali Mücevher Koleksiyonu'nu (Dalí Jewels Collection) gişeden verilen ikinci biletle gezebiliyorsunuz. 


Fransız yazar André Breton Salvador Dali'yi eleştirmek için,
Dali'nin adı ve soyadındaki harfleri kullanarak "Avida Dollars"
(avide à dollars: dolara susamış, doymak bilmeyen) ifadesini üretmiş.
Dali bu, altta kalır mı, bunu bile kullanmış!

Salvador Dali tasarımı mücevherler.

Sergide bazı mücevherlerin yanında Dali'nin çizimleri de var.

Dali'nin tasarımları kadar mücevherlerin sergilenme tarzları da dikkat çekici.

Dali Tiyatrosu ve Müzesi'ne yaptığım ziyaretten sonra, günün kalan zamanında gezip görmek istediğim Girona'ya hareket edecek trenin düdük sesine kadar, bir süre Figueres sokaklarında gezdim.


Figueres'in merkezindeki park ve parkın girişindeki anıt.


Parkın girişindeki ilginç şehir süsü Dali Art! Videosu burada!


Yazının giriş kısmında Figueres'de iki tren istasyonu olduğunu yazmıştım. Sabah Barselona'dan geldiğimde indiğim tren istasyonunda trene binerek Girona'ya gitmek için Figueres-Vilafant istasyonuna yürüdüm.


Figueres-Vilafant istasyonun diğer adı Estació Renfe.
Şehir içindeki yön tabelalarına dikkat!

Önce istasyonun önündeki bankın birinde sandviç molası,
ardından tren saatine kadar çay eşliğinde seyahat defterine not alma.

Figueres-Vilafant uluslararası trenlerin de yolcu indirip bindirdiği bir istayson.

Fransa - İspanya arasında çalışan bir treninin rahat koltuğunda kısa bir yolculuk sonrası Girona'ya ulaştım. Girona gezi yazısında buluşmak üzere!


Sümer Özvatan
Nisan 2020



Roma Gezi Yazısı 

Floransa Gezi Yazısı 

Nice Gezi Yazısı