27 Eylül 2019 Cuma

Èze

Günübirlik Ortaçağ Yolculuğu

Nisan 2019'da yaptığım, Milano - Nice - Marsilya seyahatimin ikinci durağı olan Nice'te bir günümü, 4000 yıllık tarihi olan Èze köyüne ayırdım. Bu yazıda, kişisel tarihimin 13 Nisan 2019 Cumartesi gününü kayıt altına almak ve bu güzel Ortaçağ köyü ile ilgili gezerken gördüklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.


Èze Village (Èze Köyü) yazısı başlıyor!

Günümüzde Èze köyünün de yer aldığı alandaki (Bastide Dağı; Mont Bastide) ilk yerleşimin MÖ 2000 yılında olduğu biliniyor. Yani Nice'ten yaptığım günübirlik gezide gezip gördüğüm yerlerde tam 4000 yıldır insana ait yaşam izleri var. Köy adını St. Laurent of Èze adlı koydan almış. Deniz seviyesinden 427 m yüksekteki korunaklı konumundan dolayı "kartal yuvası" olarak tanımlanmış.

Bugün Èze köyünde 9.47 km2’lik alanda yaklaşık 2300 yerleşilk nüfus var. Fransız Rivierası'nda yer alan yerleşim alanı, Akdeniz kıyısındaki Èze-sur-Mer'den başlıyor ve Ortaçağ köyü olan Èze Village'nin tepelerine kadar uzanıyor. 


Èze Village (Èze Köyü) ve köyün kilisesi. Kilisenin kısa adı Église d'Èze,
tam adı ise Église Notre-Dame-de-l'Assomption d'Èze.


🚌 🚂 Nice'ten Èze'ye ulaşım:

Nice şehir merkezinden yaklaşık 12.5 km uzakta olan Èze'ye toplu taşıma ile ulaşmanın iki yolu var; belediye otobüsü ve tren. Trenle giderseniz, Gare de Eze Sur Mer'de trenden inmek ve köyün merkezine otobüsle ya da yürüyerek çıkmak zorundasınız. Ben bu nedenle Èze'ye gitmek için belediye otobüsünü kullandım. Belediye otobüsü köyün merkezine kadar sizi götürüyor ve aşağıda (trenden indikten sonra) otobüs beklemek ya da yaklaşık 2 km'lik yokuşu tırmanmaktan kurtarıyor. 


Èze'ye giden 82 no'lu otobüs Nice'teki Vauban terminalinden hareket ediyor. Sonraki duraklar müthiş kalabalık olduğundan, buraya gidip otobüse ilk duraktan binmek en iyisi. Otobüsün rotası ve zaman çizelgesi şurada! Harita üzerindeki rota için de lütfen buraya!

Nice - Èze arasındaki otobüs yolculuğu yaklaşık 40 dakika sürüyor.

Èze'de gezdikten sonra dönüş için farklı seçenekler kullanılabilir. Yine 82 no'lu otobüs ile Nice'e dönülebilir ya da benim yaptığım gibi Nietzsche'nin yürüdüğü patikadan (
Nietzsche path) aşağıya keyifli bir yürüyüş yaparak tren istasyonuna ulaşabilirsiniz. Burada yine farklı seçenekler var; trenle Nice'e dönebilir ya da yine trenle Monako'ya gidebilirsiniz. Ben ikincisini yaptım!


Èze gezi rehberi:

Èze zamanın yavaş aktığı, huzur duygusunun hissedildiği, çok keyifli bir köy. Köy tanımı sizi yanıltmasın; bilindik anlamda bir köy değil Èze, tarih ile turizmin iç içe geçmiş olduğu bir yerleşim yeri. Dar sokaklarına serpilmiş çok sayıda sanat atölyesi üçgenin diğer köşesini oluşturuyor.

Önce size, yukarıdaki fotoğrafta görülen kilisenin oradan aşağıya bakarak, otobüsten inilen noktayı anlatmak istiyorum. Burası Èze'nin tarihi olmayan kısmı. Aşağıdaki fotoğrafta 1 ile gösterdiğim yer otobüsten inmeniz gereken yer. Burada otobüsten inmezseniz birkaç durak daha devam edip başka köylere gidebilirsiniz. Durağı kaçırmak mümkün değil; otobüsün neredeyse tamamı burada boşalıyor. Ünlü parfüm markası Galimard'ın müzesi 2 no'lu yerde, yukarıya çıkmadan önce gezilebilir, ücretsiz. Kahvaltı yapmak ya da market alış verişi için 3 no'lu yerde Casino market var. Bir başka parfüm markası Fragonard'ın laboratuvarı ve satış ofisine ulaşmak için 4 no'lu yoldan aşağıya yürümek gerekiyor. Kartal yuvasına çıkmak için ise 5 no'lu yol sizi bekliyor.


Èze'ye hoş geldiniz!

Önce üstteki fotoğrafta 3 ile gösterdiğim yerde kahvaltımı yapayım,
sonra parfüm üreticilerinden başlayarak Èze'yi gezeyim.


İki tarihi parfümcü; Galimard ve Fragonard!

Galimard Parfümeri Jean de Galimard tarafından 1747'de, Fragonard Parfümeri ise Eugène Fuchs tarafından 1926'da kurulmuş. Aslında Fragonard Parfümeri'nin kurulduğu ilk parfüm fabrikasının tarihi 1841'e dayanıyor. İkisinin de kurulduğu yer Fransa'nın Grasse köyü. 

Galimard markasına kendi adını verirken, Fuchs marka olarak Grasse'de doğmuş olan ressam Jean-Honoré Fragonard (1732-1806)'ı tercih etmiş. Fransa'nın önde gelen iki parfüm üreticisinin de Èze'de, günümüzde üretim amaçlı kullanılmayan, tanıtım ve satış amaçlı kullanılan yerleri var.

Her ne kadar parfümün 5000 yıllık tarihi olsa da, günümüzdeki parfüm endüstrisinin kuruluşu 16. yy'a dayanıyor, merkezi ise Fransa. Parfümün kısa tarihi şurada!


Place Charles de Gaulle meydanındaki Galimard Parfümeri'nin
satış mağazası ve müzesine de ayak izimi bıraktım!

Parfüm üretimi ile ilgili bilgiler, ham maddeler ve parfümle ilgili eski eşyalar.

Bana göre her şeyin eskisi, eskiden olanı güzel!

Èze'ye gitmişken Fragonard'ın eski fabrikasındaki satış mağazasına da uğrayın. Birbirinden farklı kokular ve ürünler var.


Èze'nin huzurlu sokaklarında yürüyüş...

Aşağıda otobüsten inilen yerden yukarıdaki tarihi köy yerleşimine yürümeye başladığınızda, nereye baksanız ayrı bir güzellikle karşılaşıyorsunuz. Bölgede üretilen lavantanın satıldığı tezgâhlardan çevreye mis gibi güzel bir koku yayılıyor. Sadece lavanta değil, çeşit çeşit baharatlar da bölgenin ne kadar verimli olduğunun bir göstergesi.

Frida Kahlo da Èze'de!

Yaşanmışlıkların sessizliği...

Sanat her yerde!

Bir gün Güney Fransa'ya giderseniz mutlaka Èze'yi görmelisiniz!

Èze'nin dar ve dolambaçlı sokaklarının çoğu farklı şekil ve büyüklükteki taşlardan yapılmış. Yürümek müthiş keyifli. Her yerde sanat, her yerde estetik var. Dar bir sokakta yalnız başınıza kaldığınızda, sessizlik içinde yüzlerce yıl öncesini hissedebiliyorsunuz. 


Çok güzeldi, çok!

Èze sokaklarından...

Èze'nin tarihi sokaklarında çok sayıda sanat atölyesi var.

Klasik sanatın ölmediğini, sadece günümüze adapte edilmesi
gerektiğini savunan Fransız sanatçı Marc Ferrero'nun Èze'deki
stüdyosunu süsleyen hikâyeleri farklı ve güzeldi.



Èze sokaklarına iz bırakırken!

Èze sokaklarından...

Nefis manzaralar!

Son 10 yıldır fotoğrafın yaşamımda önemli bir yeri var. Günlük yaşantımda fotoğraf için özel zaman ayırmıyorum. Bununla birlikte bir yere gezmeye gideceksem hazırladıklarımın başında fotoğraf makinem ve yardımcı ekipmanı geliyor. Durum böyle olunca, Èze'de farklı bakışı ile ürettiği fotoğrafları sergileyen Fransız fotoğraf sanatçısı Annie Gazé ile tanışmak, fotoğraflarını izlemek pek bir güzel oldu. Aynı dili konuşamıyor olsak da Annie ile fotoğraflar üzerinden anlaşabildik.


Annie Gazé'nin fotoğraflarındaki tek ortak nokta ayna! Her fotoğrafında bir ayna kullanmış ve konuyu bu ayna ile çerçeve içine almış.


Èze'de ortak tutku; fotoğraf!


Güney Fransa'daki bu sevimli ve tarihi köyün kilisesinin tam adı Église Notre-Dame-de-l'Assomption d'Èze (kısaca Église d'Èze). Kilisenin inşasına 1764 yılında başlanmış, 1772'de tamamlanmış. Kilisenin dış cephesi neoklasik tarzda yapılmış.

Église Notre-Dame-de-l'Assomption d'Èze (Église d'Èze); Èze Kilisesi.

Église d'Èze.


Küçük kilisenin tavan ve duvarları fresk, resim ve süslemelerle dolu.

Kilisenin tam karşısındaki kapı köyün mezarlığına açılıyor.

Nietzsche yolu (Nietzsche Path)

Din, ahlak, modern kültür, bilim ve felsefe konularında kendine özgü üslubu ile eleştirel yazılar yazmış olan Alman filozof Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844 - 1900), 56 yıllık ömrümün kısa bir bölümünde (1883 yılında) Èze'de yaşamış. 

Köy ile kıyı arasındaki yamaçlarda yürüyüş yaparken, ilk olarak 1885 yılında yayınlanan "Böyle Buyurdu Zerdüşt" adlı eserini üretmiş. Yaşamının bu dönemi için ünlü filozof şöyle demiş: "İyi uyudum, çok güldüm, harika bir yer ve sabır buldum." 

Nietzsche'nin 1883'te yürüyüş yaptığı yol günümüzde Nietzsche Yolu olarak biliniyor (Chemin de Nietzsche / Fransızca; Nietzsche Path / İngilizce). Bir gün Èze'ye giderseniz, hava ve zemin yürümek için uygun ise bu yolda mutlaka yürüyün.


Nietzsche’nin müthiş sözünü bir defa daha anımsayarak yürüyüşe başladım: “Yaptığınız iş ne olursa olsun,
en azından oyun oynayan bir çocuğun ciddiyeti ile yapın!”

Nietzsche yolu, yürüyüş sırasında nefis manzarayı seyretmek için ne kadar süre durduğunuza bağlı olarak yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Öyle kolay yürünebilecek bir patika yok. Yolun çoğu irili ufaklı taşlardan oluşuyor ve aşağıya doğru iniyor olsanız da epey zorlanıyorsunuz. Sağlam bir ayakkabı şart!

Nietzsche yolu yürüyüşü, yaşamımın en güzel ve keyifli
anlarından biri oldu.

Nietzsche yolunun sonunda Avenue de la Liberté yoluna
(Özgürlük Caddesi)  çıkılıyor. Sol baştaki fotoğrafta görülen tabelanın
olduğu noktadan tren istasyonuna kısa bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz.
Yol üzerinde otobüs durağı da var.


Nefis bir yürüyüş sonrasında, Gare de Eze Sur Mer istasyonundan trene bindim ve günün kalanını Monako'da tamamladım. Cumartesi olduğu için istasyonda gişe kapalıydı, biletimi makineden kolayca aldım.



Milano Gezi Yazısı

Avignon ve Arles Gezi Yazısı




Sümer Özvatan
Eylül 2019 





































































16 Eylül 2019 Pazartesi

Milano


Renkli bir İtalya kenti
M İ L A N O


Milano, Floransa ve Roma'dan sonra gezip gördüğüm üçüncü İtalya kenti. Modanın başkenti olarak tanımlanan Milano, doğa harikası Como Gölü ve Avrupa'nın dördüncü büyük katedrali olan Duomo ile de biliniyor. Nisan 2019'da yaptığım Güney Fransa (Nice ve Marsilya) seyahatimin başlangıç noktası olarak seçtiğim Milano'da sadece iki gün gezebildim. Bu yazıda Milano'da yaşadığım iki günün özeti var.

Milaaaano! 

İtalya'nın kuzeyindeki Lombardiya bölgesinde bulunan Milano, yaklaşık 1.3 milyon nüfusu ile Roma'dan sonra, ülkenin en çok nüfusa sahip ikinci kentidir. Yurt dışı seyahatlerimde hangi hava yolu firması uzuca götürüyorsa onu tercih ediyorum. Milano'ya gayet uygun fiyata Ukrayna Hava Yolları'dan (Ukraine International Airlines) bilet bulunca kaçırmadım. 

Seyahatimden aylar öncesinden 450 TL'ye (90 €) aldığım uçak biletimle önce Ankara'dan Kiev'e, oradan da Milano'ya uçtum. Ukrayna Hava Yolları ile daha önce Amsterdam'a gitmiştim ve şurada bu uçuşum ve Kiev'deki Boryspil Uluslararası Havaalanı hakkında bilgi vermiştim. 



Roma Gezi Yazısı 


Floransa Gezi Yazısı 


Milano Malpensa Havaalanı

Şehir merkezinin yaklaşık 50 km kuzeybatısında yer alan Malpensa Havaalanı (Milan Malpensa Airport), 2018 yılında ev sahipliği yaptığı yolcu sayısı ile (24.7 milyon) bölgenin en önemli havaalanı durumunda.


Kiev Boryspil Uluslararası Havaalanı'ndan ayrılırken (sol başta), yönlendirmelerin çok iyi yapılmış olduğu 
Milano Malpensa Havaalanı (ortada ve sağ başta).

Yaşadığım ülkeden başka bir ülkede olmak.
Görülecek, gezilecek bir dünya kentine ulaşmış olmak.
Seyahat etmek çok güzel!



Havaalanından şehir merkezine ulaşımın çok kolay olduğu şehirlerden biri olan Milano'da, bunu yapabilmek için farklı seçenekler var. Tüm bilgiler şurada! En kolay ve ekonomik olanını tercih ettim ve havaalanı ile şehir merkezi arasında hizmet veren tren olan Malpensa Express'i kullandım. Her 15 dakikada bir tren var ve yolculuk yaklaşık 1 saat sürüyor. Tren bileti için, Lombardiya'da bölgesel yolcu trenlerinin işletilmesinden sorumlu olan demir yolu şirketi Trenord'un Malpensa Express bilet satış ofisi ya da bilet makineleri size yardımcı olacaktır.


Malpensa Express'i Terminal 2'den hareket ediyor
ve ikinci durak olan Terminal 1'den de yolcu alıyor.

Tren biletini aldıktan sonra koridor boyunca epey yürünüyor. Neredeyse her adımda trenlerle ilgili yön levhaları var. Koridorun sonundaki asansörle peronlara ulaşılıyor. Koridorda havaalanı ile şehir merkezi arasında
yolcu taşıyan otobüs firmasının da bilet satış ofisi var.

Trene binmeden önce perondaki yeşil kutuda biletinizi onaylatmayı unutmayın!


Havaalanı ile Milano ana tren garı olan Milano Centrale
arasında keyifli bir yolculuk yaptım.

Milano'daki merkez tren istasyonu olan Milano Centrale hakkında Como Gölü gezi yazımda bilgi vermiştim. Burada bilgi tekrarı yapmadan birkaç fotoğraf paylaşmak istiyorum.

Milano Merkez Tren İstasyonu (Milano Centrale).

Milano Merkez Tren İstasyonu'nun dışarıdan görünümü.


Milano Centrale'nin alt katında metro ile şehir içi ulaşım olanağı var. İstasyonun önündeki Piazza Duca d'Aosta meydanında ise tramvay
ve otobüs seçenekleri var. Benim gibi Milano Card almış olanların, kart aktivasyonu için istasyon binasının (dışarıdan bakıldığında) sol köşesinde yer alan Milano Turist Ofisi'ne (Milano Visitor Center) uğraması gerekiyor.





Milano'da gezerken gördüklerim...

👉 Bosco Verticale
İtalyancada dikey orman anlamına gelen Bosco Verticale, şehir merkezinin kuzeyinde yer alan dünyanın ilk dikey ormanı. Milano'da inşa edilen bu doğa dostu yaşam alanı iki komşu binadan oluşuyor. Açılışı 17 Ekim 2014'de yapılan binalardan biri 76, diğeri 111 m yüksekliğinde. 

İtalyan mimar ve şehir plancısı Stefano Boeri tarafından 2009 yılında başlatılan proje tamamlandığında, ortaya 360000 m2’lik toplam kat alanı olan iki kule çıkmış.  İki binanın cephelerinde ve teraslarında oluşturulan yeşil alan 20000 m2’lik ormanlık alana eşit büyüklükte.

Milano'daki dikey orman; Bosco Verticale ve komşuları!

Farklı uzunluklarda (3, 6 ve 9 m) 800 ağaç, 4500 küçük ağaç (çalı) ve 15000 bitkiden oluşan yeşil alan tam anlamı ile bir mikro iklimlendirme sistemi; havadaki tozu ve karbondioksiti tutuyor, nem ve oksijen üretiyor. Bitkilerin seçimi bir botanikçi grup tarafından yapılmış ve bitkiler bina yapılmadan önce benzer koşullarda başka yerlere dikilerek büyütüldükten sonra binadaki yerlerine nakledilmiş.

Binaların dış cephelerine yerleştirilmiş bitki örtüsü, aşırı güneş ışığını ve çevredeki gürültüyü perdelemek görevlerini de yerine getiriyor.

Bu ilginç yerleşim alanını görmek ve çevresindeki şehir parkında keyif yapan İtalyanların arasına karışmak isterseniz Metro 2 ile ulaşmak kolay. Gioia istasyonunda indikten sonra parkın içinde yürümeye başlayabilirsiniz. Tramvayı tercih ederseniz kullanmanın gereken hatlar 10 veya 33, inmeniz gereken durak Stazione Garibaldi.


Hazır buraya kadar gitmişken Piazza Gae Aulenti meydanındaki
çarşıya uğrayabilirsiniz. İtalya'nın pek çok kentinde şubeleri olan
la Feltrinelli'nin bir şubesi de bu çarşıda.


👉 Sforzesco Şatosu (Castello Sforzesco)
Milano Dükü Francesco I. Sforza tarafından 14. yy.'dan kalma bir surun kalıntıları üzerine (15. yy.'da) inşa edilmiştir. Daha sonra yenilenmiş ve genişletilmiş, 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa'nın en büyük hisarlarından biri olmuş. İtalyan mimar Luca Beltrami tarafından 1891-1905 yıllarında kapsamlı bir şekilde yeniden inşa edilen kale, günümüzde birçok sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapan bir müzedir.

Sforzesco Şatosu'nun (Castello Sforzesco) girişi.

Sforzesco Şatosu'nun avlusu.

Milano'nun önemli meydanlarından biri olan Piazza Castello'da yer alan Sforzesco Şatosu'na ulaşım için farklı seçenekler var. Milano'nun orta noktası olarak kabul edebileceğimiz Duomo Katedrali'nin (Duomo di Milano) olduğu meydandan (Piazza del Duomo) buraya yürüyerek yaklaşık 15 dakikada ulaşmak mümkün. Yürümek istemeyenler M1 metro hattını kullanarak Cairoli Castello durağına kadar gidebilir, kale şato buradan iki adım uzaklıkta. Bu noktadan itibaren şöyle bir rota izleyerek önce Sforzesco Şatosu'nu, ardından Sempione Parkı'nı, Triennale Müzesi'ni ve bir şehir kapısı olan Arco della Pace'yi gezip görebilirsiniz.


Kale içindeki müzelerin tamamını tam bilet alarak ziyaret edebilirsiniz.
Önemli müzeler: Antik Sanat Müzesi (Museo d'Arte Antica), Resim Galerisi (Pinacoteca)
ve Dekoratif Sanatlar Müzesi (Museo delle Arti Decorative).


Antik Sanat Müzesi (Museo d'Arte Antica)'nden iki ilgi çekici eser.
Sol başta: İtalyan heykeltıraş Agostino Busti (1483-1548) tarafından 1517-1522 yılları arasında mermerden yapılmış olan, İtalya'nın Yıldırımı (The Thunderbolt of Italy) unvanı ile bilinen Fransız komutan Gaston de Foix'in heykeliDiğer iki fotoğraf: Milanolu doktor Lodovico Settala (1550-1633) tarafından yapılmış şeytam otomatı (Diavolo-automa)

Antika mobilyalar.


Antika eşyalar.

Resim Galerisi (Pinacoteca)'den örnekler. 

Sforzesco Şatosu (Castello Sforzesco) ile ilgili bilgileri şurada bulabilirsiniz. Kale her gün 07:00 - 19:30 saatleri arasında ziyarete açık. Pazartesi günü kapalı olan müzelerin açılış saati 9:00, kapanış saati 17:30. Her ayın birinci ve üçüncü salı günlerinde saat 14:00'dan sonra ücretsiz giriş var. Tam bilet ücreti 10 €, her ayın ilk pazar günü bilet ücreti indirimli (5 €)!


👉 Pietà Rondanini Müzesi (Museo Pietà Rondanini)
Sforzesco Şatosu'nun olduğu alanda uğranılması gereken yerlerden biri Pietà Rondanini Müzesi (Museo Pietà Rondanini). Michelangelo'nun 1552 yılında başlayarak ölümüne kadar (1564) üzerinde çalıştığı ama tamamlayamadığı heykel burada sergileniyor. Heykel, Michelangelo tarafından yapılmış olan üç Pietà heykelinin sonuncusu. 

Sforzesco Şatosu'ndan çıkıp biraz yürüdüğünüzde, yön tabelalarını takip ederek, Pietà Rondanini Müzesi (Museo Pietà Rondanini)'ni kolaylıkla bulabilirsiniz. Sforzesco Şatosu için aldığınız tam biletle burayı da ziyaret edebiliyorsunuz!

Vatikan gezi yazımın bir yerinde şöyle yazmıştım: "Bugün Michelangelo'nun bir değil üç tane Pietà adlı eseri olduğunu biliyorum. Bunların ikisini (Floransa'daki Museo dell'Opera del Duomo müzesindekini ve Vatikan Aziz Petrus Bazilikası'ndakini) Ekim 2018'de yaptığım İtalya seyahatimde dünya gözü ile gördüm. Bir aksilik olmaz ise Nisan 2019'da yapacağım Milano seyahatimde üçüncü Pietà'yı da göreceğim." 

Michelangelo Buonarroti'nin 195 cm boyundaki mermer heykeli Milano'ya önemli bir değer katıyor. Ünlü heykeltıraş yaşamının son yıllarında neredeyse her gün bu heykel üzerinde çalışmış. Her ne kadar tamamlanmamış bir heykel olsa da, mevcut hali bile görülmeye ve dakikalarca izlenmeye değer. Ne de olsa o bir Michelangelo eseri!
     

Milano'da olma sebeplerimden en önemlisi bu heykeli dünya gözü ile görmekti. Bunu yaşadığım için mutluyum!

👉 Sempione Parkı (Parco Sempione) 
Sırada Milano'nun en büyük şehir parkı Sempione Parkı (Parco Sempione) var. Park, 1890 - 1893 yılları arasında tipik bir İngiliz bahçesinin uyarlaması olarak inşa edilmiş. Parkın toplam alanı yaklaşık 40 hektar. Geniş yeşil çim alanlar, çok sayıda ağaç ve bitki türü alana yayılmış durumda. Parkın içinde bir de yapay gölet var. Bir banka oturup kuş seslerini dinlemek, şehrin ortasındaki bu müthiş doğa ortamında yürümek çok keyifli.

Sempione Parkı (Parco Sempione).


👉 Barış Kapısı (Arco della Pace) 
Parktaki yürüyüşümü tamamladığımda karşıma Piazza Sempione (Sempione Meydanı)'de Milano'daki şehir kapılarından biri olan Barış Kapısı (Arco della Pace) çıktı. Kapı ilk olarak Napolyon'un zaferlerini anmak için 1807 yılında inşa edilmeye başlanmış. 

İtalya'nın farklı şehirlerinde çok sayıda eseri bulunan mimar Luigi Cagnola (1762-1833) tarafından yapılmış olan kapı, Viyana Kongresi (1815) sonrasında Avrupa ülkeleri arasındaki barışa adanmış ve 10 Eylül 1838 tarihinde Kutsal Roma Cermen İmparatoru I. Ferdinand tarafından açılmış.


Barış Kapısı (Arco della Pace).

👉 La Triennale di Milano (Triennale Müzesi) 
Keyifli şehir parkı Sempione'nin içinde, yeşilliklerin arasında güzel bir müze var. Farklı sanat dallarından eserlerin sergilendiği La Triennale di Milano, süreli sergileri ile de ilgi çekiyor.

Tasarım ve sanat müzesi olan La Triennale di Milano, Milanolu mimar Giovanni Muzio (1893-1982) tarafından tasarlanan ve 1931-1933 yılları arasında inşa edilen Palazzo dell'Arte (Sanat Sarayı) adlı binada yer almaktadır.

Müze her gün 10:30 - 20:30 saatleri arasında ziyarete açık ve tam bilet 10 €.


La Triennale di Milano.

Doğadaki tahribatın temel alındığı "Broken Nature" adlı sergi 1 Mart - 1 Eylül 2019 tarihleri arasında La Triennale di Milano müzesindeydi. Şanslıydım!

İtalyan televizyon programcısı güzel Clelia Patella şurada Broken Nature sergisinden söz ediyor. Sergi ile detaylı bilgi ise burada!


"Broken Nature" / La Triennale di Milano.

"Broken Nature" / La Triennale di Milano.

Camdan yapılmış kapalı sistem. "Broken Nature" / La Triennale di Milano.


"Broken Nature" / La Triennale di Milano.

İlginç tasarımlar...

Yaşadığımız gezegeni çevreleyen etkenler; sıcaklık, iklim...

"The Great Animal Orchestra!"
İçi tamamen karanlık bir odada, yere serpiştirilmiş minderlere uzanarak, doğada kaydedilmiş farklı sesleri dinlemek çok farklı bir deneyimdi.

Serginin belki de en ilginç parçası, Avustralyalı sanatçı Patricia Piccinini tarafından yapılmış Sanctuary adlı eserdi. Resim, heykel, video ve ses başta olmak üzere farklı alanlarda çalışan sanatçı bu eserinde; silikon, fiberglas ve gerçek saç kullanarak, insan ve bonobo maymununun bir hibridini (melez) yapmış. İnsan türünün yaşayan en yakın akrabaları olarak tanımlanan bonobo maymunları, yüz yüze iletişim kurabilen ve öpüşebilen bir canlı türü.


Sanatçı Patricia Piccinini bu eseri ile samimiyet, aşk, yaşlanma,
cinsellik ve empati duygularını harmanlamış.


👉 Piazza del Duomo Milano (Duomo Meydanı)  
Meydandaki katedralden adını alan Piazza del Duomo, Milano'nun en büyük meydanı ve en önemli turistik noktasıdır. Tarihsel, sanatsal ve kültürel bakından önemli olan meydan, insanların buluşma ve zaman geçirme alanı olması nedeniyle sosyal bakımdan çok önemli. 


Meydan, dünyaca ünlü Milano Katedrali'ne (Duomo di Milano), Victor Emanuel II heykeline (Statua di Vittorio Emanuele II a cavallo) ve bir tarihi çarşıya (Galleria Vittorio Emanuele II) ev sahipliği yapıyor.


Duomo Meydanı (Piazza del Duomo).
Victor Emanuel II heykeli (
Statua di Vittorio Emanuele II a cavallo)
ve Milano Katedrali (Duomo di Milano).


Yaklaşık 700 yıl önce, İtalya'nın kuzeybatısını ve Sardinya Adası'nı kapsayan bölgede kurulan Sardinya Krallığı'nın 1849-1861 yılları arasındaki kralı olan II. Vittorio Emanuele (1820-1878), 1861 yılından ölümüne kadar da İtalya Krallığı'nın ilk kralı olmuş. Meydandaki heykel İtalyan heykeltıraş Ercole Rosa tarafından yapılmış. Sanatçı, heykeli tamamlayamadan ve 1896 yılında meydandaki yerine koyulmadan önce 1893 yılında ölmüş.



Tarihi çarşı (Galleria Vittorio Emanuele II)
ve Milano Katedrali 
(Duomo di Milano). 

Zamanı çok olanlar için meydanda gezip görülebilecek epey yer var. Bunlardan en önemlileri; bir sanat müzesi olan Museo del Novecento ve günümüzde kültür merkezi olarak hizmet veren Milano Kraliyet Sarayı (Royal Palace of Milan).


Duomo Katedrali, Milano Kraliyet Sarayı  ve Novecento Müzesi.
Novecento İtalyancada "dokuz yüz" demek. Müze, 1900'lü yıllara ait eserlerin sergilendiği bir 20. yy. sanat müzesi olarak kurulduğu için bu isim verilmiş.


👉
 
Duomo di Milano (Milano Katedrali)

Milano Katedrali (Duomo di Milano) toplam 11.700 m² zemin alanı ile, Roma'daki Aziz Petrus Bazilikası, Londra'daki Aziz Paulus ve İspanya'daki Sevilla Katedrali'nden sonra Avrupa'nın dördüncü büyük katedralidir.

Şimdiki katedralin yerinde bulunan eski katedralin vaftizhanesininin olduğu yere yapılan ve inşasına 1386'da başlanan Milano Katedrali, yüzlerce yıl süren çalışmalardan sonra 1905 yılında tamamlanmış bir Gotik mimari eseridir. Katedralin mimarı  Simone da Orsenigo.

Milano Katedrali (Duomo di Milano) yüzlerce yıllık bir tarihe ev sahipliği yapıyor ve yapı, gotik mimarinin önemli bir temsilcisi olarak görülüyor. 



Devasa yapının muhteşem güzellikteki dış cephesi üzerinde 3500'den fazla sayıda heykel var. Katedralin en tepesinde bulunan, som altından yapılmış Madonnia heykeli birkaç defa helikopterle çalınmaya çalışılmış.


Milano Katedrali için biletinizi (sıra beklemeden içeri girmek istiyorsanız) internetten almanızı öneriyorum. Katedralin hemen yakınındaki (Piazza del Duomo 14 numarada yer alan) bilet ofisinden de bilet alabilirsiniz.


Katedralin ana kapısında muhteşem detaylar var!

Milano Katedrali'nin içinden...

Milano Katedrali'nin içinden...

Dış cephe tam anlamı ile bir sanat galerisi niteliğinde!

Milano Katedrali'nin farklı bölümleri için farklı ziyaret saatleri var. Gitmeden önce buraya bakıp planlama yapabilirsiniz.



👉 Galleria Vittorio Emanuele II 
Sırada İtalya'daki en eski ve günümüzde hâlâ ilk işlevini yerine getirmekte olan bir alışveriş merkezi var. Piazza del Duomo'daki tarihi çarşı Galleria Vittorio Emanuele II, gerek içindeki mağazalar gerekse tarihi yapısı bakımından görülmesi ve gezilmesi gereken yerlerden biri.

Vittorio Emanuele II Çarşısı'nda, 19. yy. döneminde yapılmış olan çarşılarda sıklıkla kullanılmış olan, kubbelerle desteklenen, cam ve dökme demirden oluşan geniş bir tavan var. Tavan, yerden yukarıya doğru uzanan uzun kolonlarla desteklenmediği için, yukarıya bakıldığında havada asılı duran bir tavan görüntüsünü hayranlıkla izleyebilirsiniz.


Galleria Vittorio Emanuele II (Vittorio Emanuele II Çarşısı).

İtalyan mimar Giuseppe Mengoni tarafından 1865 yılında inşasına başlanmış, 1877'de açılışı yapılmış. İki cam kemerli pasaj devasa bir kubbede birleşiyor. Merkezdeki sekizgen boşlukta cam bir kubbe var. Çarşıdaki zemin nefis mozaiklerle kaplı.

Bu tarihi ve estetik çarşı aynı zamanda sokakları birbirine bağlayan bir ara sokak işlevi de gördüğünden 24 saat açık. Mağazalar ise genellikle sabah 9:30'da açılıyor ve akşam 19:30'da kapanıyor. Bazı mağazaların kapanış saati daha geç olabiliyor.

Çarşıya Milano'nun hemen her yerinden metro ile kolaylıkla ulaşmak mümkün. Metronun 1 ve 3 no'lu hatlarını kullanabilirsiniz, Duomo istasyonunda inmeyi unutmayın! Çarşının zeminindeki mozaiklerde İtalya'nın iki önemli kentinin şehir armaları var; Roma ve Floransa.

Mozaiklerden birinde Torino kentinin arması var.
Armadaki boğanın yumurtalıklarına basarak, tek ayak üzerinde tam bir tur dönebilenlerin Milano'ya tekrar geleceklerine inanılıyor. Zemindeki bu mozaiğin hassas bölgesinde oluşmuş olan çukurun nedeni işte bu!


Galleria Vittorio Emanuele II (Vittorio Emanuele II Çarşısı) vitrinlerinden.




Milano'dan günübirlik Como Gölü Gezisi 



👉 Milano Sokaklarından...
Milano ile ilgili olarak sizlerle paylaşmak istediklerimin sonunda, sizi bu güzel İtalya kentinin sokaklarında yürümeye davet ediyorum. Her köşesi ayrı güzel ve keyifli.



Avrupa kentlerinin ortak özelliklerinden biri olan şehir bisikletleri Milano'da da var. Kenti, içine girerek tanımak için iyi bir seçenek.

Budapeşte, Prag ve Lizbon'da gördüğüm ve yolculuk yapmaktan müthiş
keyif aldığım eski tramvaylardan Milano'da da var.

Milano'nun eski tramvayları.

Parası çok olana büyük tur, az olan minik tur! ;-)
Parası olmayana ücretsiz internet!

Duomo civarında gezerken uğrayın ve nefis dondurmasını tadın:

Dünyadaki en çok bilinen opera binalarından biri olan La Scala,
Milano'ya ayrı bir değer katıyor. Açılış tarihi 3 Ağustos 1778.
Duomo Katedrali'ne iki adım uzaklıktaki Bar Mercurio,
dinlenmek ve bir şeyler yiyip içmek uygun bir yer.

La pizza + La Birra = Milaaanoooo! 

Milano'nun keyifli sokaklarından...

Milano'da olduğum pazar günü Milano Maratonu koşuluyordu.
Sempione Parkı'nda, sanatsal bir çalışma yapan çifti sobeledim!


Ayhan Sicimoğlu ile Milano gezisi:



Milano'dan günübirlik Como Gölü Gezisi 


Sümer Özvatan
Eylül 2019