16 Haziran 2018 Cumartesi

Berlin'de Tekne Turu

Berlin tanıtım yazısında listelediğim yazıları sırayla hazırlıyor ve sizlerle paylaşıyorum. Daha önce sizleri Berlin'deki en büyük saray olan Charlottenburg Sarayı'nda geziye götürmüştüm. Bu defa sizi Berlin'de keyifli bir tekne turuna davet ediyorum.

Stern Und Kreis Schiffahrt tur firmasının uzun süreli turu Berlin'deki tüm önemli tarihi ve turistik yerlerden geçiyor. Tekneye başlangıç noktasının dışındaki iki duraktan da yolcu alınıyor.


Berlin seyahatimle ilgili diğer yazılarım:
Berlin Gezi Rehberi
Charlottenburg Sarayı 




Berlin'de çok sayıda tur firması tarafından gerçekleştirilen ve farklı içeriklerde tekne turları var; yemekli, yemeksiz, kısa süreli, uzun süreli... Yazının başında şunu belirtmek istiyorum; bir gün Berlin'e giderseniz önce kenti gezin, sonra bu gezileriniz sırasında sık sık göreceğiniz (zaman zaman köprüleri kullanarak üzerinden geçeceğiniz) Spree nehrinde mutlaka bir tekne turuna katılın. Tekne turu sırasında daha önce gezip gördüğünüz yerleri, yürüdüğünüz yolları görmek insana ayrı bir keyif veriyor. Tekne turunu seçerken de uzun süreli olanını tercih etmenizi kesinlikle öneriyorum.

Kısa süreli tekne turları Spree nehri ve kent merkezindeki birkaç önemli yerle sınırlı oluyor. Ben, Berlin'de Charlottenburg semtinde konakladığım evin hemen önünde hareket noktası olan Stern Und Kreis Schiffahrt tur firmasının uzun süreli turuna katıldım. Tur buradaki başlangıç noktasından sadece birkaç kişi ile başladı ve yukarıdaki haritada görülen 1. ve 2. duraklarda tekneye binen yolcularla tekne hemen hemen doldu. Tur Spree nehri üzerindeki bu noktadan başlıyor ve Oberbaum köprüsünden sonra Landwehrkanal'a sapılıyor, kanal boyu devam eden yolculuk başlangıç noktasına uğradıktan sonra 1. ve 2. duraktan aldığı yolcularla devam ediyor. Yani başlangıç noktasından değil de 1. veya 2. duraktan tura katıldığınızda, tekneden ineceğiniz yer aynı duraklar oluyor ve ringi tamamlıyorsunuz. Turun toplam süresi yaklaşık 3,5 saat. Bu sürenin yaklaşık 30 dakikası duraklarda yolcu alma ve farklı su seviyelerindeki yerlerde (geçiş havuzlarında) geçiyor.

Stern Und Kreis Schiffahrt tur firmasının tekne turları Charlottenburg Sarayı'nın sadece birkaç yüz metre uzağındaki bu noktadan başlıyor.
İlk uzun süreli tur saat 10'da, gün boyu farklı içerikli turlar var.

Stern Und Kreis Schiffahrt tur firmasının uzun süreli turu
Berlin'deki tüm önemli tarihi ve turistik yerlerden geçiyor.

Berlin'de ekonomik bir gezi için kesinlikle alınması gereken Berlin Welcome Card'ın ile Stern Und Kreis Schiffahrt tur firmasının turlarına %25 indirimle (uzun süreli kanal turu için 23€ yerine 17,30€'ya) katılabilirsiniz.

Berlin'de katıldığım tekne turu ile ilgili bilgileri verdikten sonra, tur sırasında çektiğim fotoğraflarla sizi keyifli bir tura davet ediyorum.

Katıldığım ve size anlattığım tekne turunun adı
"Brückenfahrt Auf Landwehrkanal Und Spree"
(Landwehrkanal ve Spree üzerinde köprü geçişi).
Adı üstünde, tur sırasında onlarca köprünün altından geçiliyor.

Alman parlamento binası Reichstag ve bir teknoloji harikası kubbesi.

Marshallbrücke köprüsü ve Reichstag.

Saint Georges heykelinin bulunduğu küçük meydan (solda)
ve Müzeler Adası'nın en uç noktasındaki Bode Müzesi'nin
önündeki Monbijoubrücke köprüsü (sağda).

Tur sırasında Alexanderplatz meydanındaki TV kulesi sık sık karşınıza çıkıyor.

Tekne turu Spree nehri üzerinde devam ediyor ve şu an 46 km'lik Berlin duvarının ayakta kalan bir kısmının, günümüzde bir tür açık hava müzesi olarak bulunduğu East Side Gallery denilen yerden geçiyoruz.
Karşısı, 1961 - 1989 yılları arasında Batı Berlin'miş.


East Side Gallery; Berlin duvarından kalanlar ve keyif yapan Berlinliler.


Oberbaumbrücke köprüsüne yaklaşırken, eski Doğu Berlin kıyısında
bir yüzen hotel/hostel var!


Oberbaumbrücke köprüsü Berlin'in simgelerinden biri. İki katlı köprüden hem U1 metrosu hem de karayolu araçları geçiş yapıyor.

Friedrichshain ve Kreuzberg semtlerini birbirine bağlayan Oberbaumbrücke köprüsü yaya trafiğine de açık. Koş Lola Koş (Run Lola Run) adlı filmin bir sahnesinde Lola (Franka Potente) kemerli bölümde koşturuyor.


Köprü ilk olarak 1732'de ağaç kullanılarak inşa edilmiş. Ağaç köprü 1879'da büyük çapta restore edilmiş. Son olarak 1896'da, tuğladan ve Gotik tarzda yapılan köprü hizmete girmiş. Bölünmüş Almanya yıllarında köprünün (yukarıdaki iki fotoğrafa bakış yönünüze göre) sağ tarafındaki kıyıdan
Berlin duvarı geçiyormuş. 

Tekne turu sırasında iki noktada su seviyesinin farklı olması nedeniyle tekneler bekleyerek ve sırayla geçiş yapıyorlar. Bu noktalardan biri Mühlendammschleuse, diğeri de Berlin Hayvanat Bahçesi'nin kenarındaki nokta. Buralardaki kapaklar tekneler beklerken açılıyor ve su seviyesi eşitleniyor, daha sonra tekneler geçiş yapıyor.


Spree nehri üzerindeki geçiş noktalarından biri olan Mühlendammschleuse.


Berlin Hayvanat Bahçesi'nin kenarındaki geçiş noktası. Sol baştaki fotoğrafta tekne, bulunduğu havuzdaki suyun boşaltılarak seviyenin eşitlenmesini bekliyor. Ortadaki fotoğraflarda bekleme havuzundaki su seviyesindeki değişiklik görülüyor. Sağ baştaki fotoğrafta artık geçiş serbest!

Oberbaumbrücke köprüsünü geçtikten hemen sonra teknemiz sağa doğru dönüyor ve Landwehrkanal'a sapıyor. Bu noktadan itibaren başlangıç noktasına dönüş başlamış oluyor. Tekne yolculuğunun bundan sonraki yaklaşık 10 km'lik bölümü, 1845 - 1850 yılları arasında Spree nehrine paralel olarak inşa edilen bu kanalda geçiyor. Spree nehrindeki su seviyesini kontrol etmek amacıyla inşa edilen Landwehrkanal, inşa edildikten sonraki yıllarda iki defa genişletilmiş. Kanal günümüzde 22 metre genişliğe ve 2 metre derinliğe sahip.


Oberbaumbrücke köprüsünü geçtikten sonra gözüme önce karşı kıyıdaki, 
Spree nehrine doğru uzanan kısmı ile dikkat çeken bina ilişti.
(Şu uç kısımdaki odada uyuyabilir misiniz!)   

Spree nehrinden Landwehrkanal'ına dönüş yaparken de
sağdaki fotoğrafta görülen manzara vardı.

Hazır yukarıdaki fotoğrafta ilginç tasarımı ile dikkat çeken binayı görmüşken, teken turu sırasında bakarken gördüğüm bazı yapıların fotoğraflarına yer vermek istiyorum.

En sevdiğim renk; mavi!

Yapılaşırken estetik kaygılar olmalı!

Tekne turu sırasında dikkatimi çeken binalardan biri.

Mimari çizgiler!

Spree nehri üzerindeki ilginç yapılardan biri (solda) ve
Landwehrkanal kıyısındaki Alman Teknoloji Müzesi (sağda).
Ve (soldan sağa) birkaç detay:
➤ Berlin'in simgesi olan ve kent bayrağında da yer alan ayı simgesi.
➤ Bertolt Brecht'in kurucusu olduğu Almanya'nın bilinen önemli tiyatrolarından biri olan Berliner Ensemble binasının çatısı.➤ Alexanderplatz meydanındaki ünlü TV kulesi.➤ Mayıs 1999'da ABD'li sanatçı Jonathan Borofsky tarafından yapılan
Molecule Man adlı heykel.


Tekne turu sırasında gerek Spree nehri gerekse Landwehrkanal kıyısında
çok sayıda insan gördüm. Kimi piknik yapıyordu, kimi güneşleniyordu, kimi sohbet ediyordu. Daktilosunu çimlerin üzerine koymuş bir şeyler yazan da vardı! Ortak nokta şuydu; insanlar özgürce ve bir başkası tarafından rahatsız edilme endişesi olmadan keyifle ânı yaşıyorlardı.

Kanal geçişleri sırasındaki duraklamalarda, alt katta (güneşten uzakta) keyif yaptım. Teknedeki yiyecek ve içecek fiyatları gayet makuldü.

Berlin Katedrali'ni arkada bırakırken çayımı yudumluyordum (solda).
Turun sonunda Charlottenburg'daki başlangıç noktasına geri döndük (sağda).


Ben yazıyı hazırlarken, 14 Mayıs 2018 Pazartesi günü Berlin'de büyük bir keyifle yaşadığım tekne turunu tekrar yaşadım. Umarım siz de okurken ve fotoğraflara bakarken keyif almışsınızdır. 


Sümer Özvatan
Haziran 2018



















10 Haziran 2018 Pazar

Charlottenburg Sarayı (Berlin)

Berlin'e 8 - 16 Mayıs 2018 tarihlerinde yaptığım seyahat ile ilgili ilk yazımda Charlottenburg Sarayı'nı (Schloss Charlottenburg) anlatmak istiyorum. 

Charlottenburg Sarayı (Schloss Charlottenburg).


Berlin seyahatimle ilgili diğer yazılarım:
Berlin Gezi Rehberi
Berlin'de Tekne Turu 



Berlin'deki en büyük saraydan söz etmeye başlamadan önce, saray ile aynı adı taşıyan bölge hakkında bilgi vermek ve Berlin şehir merkezinden sarayın olduğu yere nasıl ulaşabileceğinizi anlatmam gerek.

Berlin'in idari yapılanmasındaki ilçeler.

Charlottenburg 1920 yılına kadar Almanya'da bağımsız bir şehirken, 1949 - 1990 yılları arasındaki bölünmüş Almanya döneminde batı Berlin'in merkezi durumundaymış. Berlin'de 2001 yılında gerçekleştirilen idari reform sırasında Wilmersdof ile birleştirilmiş ve Charlottenburg - Wilmersdof adı ile Berlin'in önemli ilçelerinden biri durumuna gelmiş.


Charlottenburg Berlin'in doğusunda yer alıyor!

Berlin'in ünlü alışveriş caddelerinden biri olan Kurfürstendamm'ın (Ku'damm) da yer aldığı bölgenin en önemli tarihi ve turistik yeri Charlottenburg Sarayı. Bölge tarihte (1239) Lucene adı ile biliniyor (şimdiki Lietzow). Burada 1695 yılında Lietzenburg Sarayı'nın (şimdiki Charlottenburg Sarayı) yapılması ile bölge önem kazanmış. Brandenburg Elektörü Friedrich III, Lietzow bölgesini kendisine bir yazlık saray yaptırması için eşi Sophie Charlotte'a hediye etmiş.


Friedrichler ve Sophie Charlotte. Bu görseli Charlottenburg Sarayı ile ilgili yukarıda ve aşağıda anlattıklarım daha iyi anlaşılabilsin diye hazırladım. Hanedanın tamamını merak edenler şuraya bakabilir.

Barok ve Rokoko tarzı sarayın inşasına 1695 yılında başlanmış ve 1713 yılında  (Sophie Charlotte'un ölümünden sekiz yıl sonra) tamamlanmış. İlk olarak bugünkü sarayın güneyinde (Schloßstraße boyunca) saray çalışanları için küçük bir yerleşim inşa edilmiş. Sarayın ana binası tamamlandıktan sonra, 1699'dan itibaren Sophie Charlotte burayı kullanmaya başlamış. I. Friedrich'in Prusya Kralı ve Sophie Charlotte'un da 1701'de kraliçe olmasıyla sarayın genişletilmesine başlanmış.


Charlottenburg Sarayı'nın konu edildiği eski bir resim.

I. Friedrich Wilhelm'in ölümünden sonra 1740'da tahta geçen Kral II. Friedrich (Büyük Friedrich) Charlottenburg Sarayı'nı resmî ikametgâhı olarak kullanmış. Sonraki yıllarda Kral II. Friedrich'in Charlottenburg Saray'ına olan ilgisi, 1747'de Potsdam'da Sanssouci Sarayı'nın yapılmasıyla azalmış.

👉 İlber Ortaylı'nın Büyük Friedrich'i anlattığı yazısı!

Kraliçe Sophie Charlotte'un (1705 yılında) 36 yaşında ölmesinden sonra saray ve çevresi Charlottenburg olarak adlandırılmış. Bölgeye asıl adını veren Lietzow köyü 1720'de Charlottenburg'un bir parçası olmuş. Bölge günümüzde Berlin Teknik Üniversitesi (Technischen Universität Berlin) ve Opera Binası (Deutsche Oper) gibi önemli yerlere de ev sahipliği yapıyor. 


Berlin'de konakladığım eve sadece 650m uzaklıkta olan Charlottenburg Sarayı'nı Berlin'e gittiğim ilk günün öğleden sonrasında gezdim.
Yukarıdaki (internetten aldığım) fotoğraf  (yazının ilerideki kısmında anlattığım)saray bahçesinin büyüklüğü hakkında size çok iyi fikir verecektir.


👉 Charlottenburg Sarayı'na Ulaşım

Berlin'deyken benim gibi saraya yakın bir yerde konaklarsanız, birkaç adımda bu güzel saraya kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Kentin farklı yerlerinden Charlottenburg Sarayı'na ulaşmak tren, metro ve otobüs ile gayet kolay. Tek zorluk, çoğu yerden buraya gitmek için aktarma yapmak zorunda kalınması. Aktarma için en uygun durak Berlin Hayvanat Bahçesi'nin yanındaki Berlin Zoologischer Garten adlı tren istasyonu. İstasyona metro, otobüs ve banliyö trenleri ile ulaşmak mümkün. Buradan sık aralıklarla hareket eden M45 no'lu belediye otobüsüne binerek, 10 durak sonraki Schloss Charlottenburg durağında (hemen sarayın önünde) inebilirsiniz. Dönüş için otobüs durağı caddenin karşı tarafında.

Kentin farklı yerlerinden Charlottenburg Sarayı'na ulaşmak
tren, metro ve otobüs ile gayet kolay.

Charlottenburg Sarayı'nın ana giriş kapısından detaylar.

Sarayın girişindeki avlunun ortasında Friedrich Wilhelm'in büyük bir atlı heykeli var. Alman tarihinde "der Großer Kurfürst" (Büyük Elektör/Seçmen) olarak anılan Friedrich Wilhelm'in 1688'de ölümünden sonra, oğlu I. Friedrich tarafından 1698'de yaptırılmış. Özellikle Barok stilindeki eserleri ile ünlü Alman mimar ve heykeltraş Andreas Schlüter tarafından tasarlanan heykelin dibinde zincirle bağlı (aman dilediklerini düşündüğüm) dört savaşçı var.


Charlottenburg Sarayı'nın avlusundaki Friedrich Wilhelm'in heykeli.

Heykel, ilk olarak Müzeler Adası'ndaki Stadtschloss (Şehir Sarayı) yakınlarındaki bir köprü olan Kurfürstenbrücke üzerinde bulunuyormuş. II. Dünya Savaşı sırasında tahribattan korunmak amacıyla, Berlin'deki büyük bir göl olan Tegeler See'nin dibine daldırılmış. Savaştan sonra 1952'de gün yüzüne çıkarılan heykel, sarayın restorasyonundan sonra şu an bulunduğu yere taşınmış.

Günümüzde Charlottenburg Sarayı'nın avlusunda ziyaretçileri karşılayan
320 yıllık bronz heykel, İkinci Dünya Savaşı sırasında korunmak amacıyla Berlin'de epey yolculuk yapmış ve yıllarca Tegeler See gölünde
sular altında beklemiş.


👉 Charlottenburg Sarayı Ziyaret Bilgileri

Saray Ocak-Mart aylarında 10:00-16:30, Nisan-Ekim aylarında 10:00-17:30 ve Kasım-Aralık aylarında 10:00-17:00 saatleri arasında (pazartesi dışındaki günlerde) gezilebiliyor.  Sarayın bahçesi halka sürekli açık.

Saray girişinden biletinizi aldığınızda güler yüzlü gişe görevlisi elinize kartondan bir kroki tutuşturuyor ve üzerindeki rakamlarla işaretlenmiş 
yerleri hangi sıra ile gezmeniz gerektiğini anlatıyor. 

Sadece eski saray kısmını (Old Palace) gezmek isterseniz ödemeniz gereken ücret 10 €, iki balo salonun yer aldığı kısmı ise (New Wing) ayrıca 10 € ödeyerek gezebilirsiniz. Bu ikisini ve saray bahçesinde yer alan diğer kısımları da (Neuer Pavillon, Mausoleum ve Belvedere) kapsayan Charlottenburg+ biletinin ücreti ise 17 €. Gezi sırasında fotoğraf çekmek için ayrıca 3 € ödemeniz gerekiyor. Ben 17 + 3 = 20 € ödedim ve tam dört saat keyifle sarayın her yerini gezdim, gördüm ve fotoğraf çektim.


Charlottenburg Sarayı'nın yukarıdan genel görünümü ve bilet ücretleri.

Fotoğraf çekmek için ödediğiniz 3 € karşılığında kalınca bir kağıttan bant veriyorlar (yukarıdaki fotoğrafta biletin altında görülüyor). Bu bantı ya bileğinize ya da benim gibi fotoğraf makinenizin askısına takın! Görevli bantın ucundaki beyaz alana günün tarihini yazıyor. Sarayı gezerken hiçbir görevli bantın ucuna (tarihe) bakmıyor, bantı görmeleri (fotoğraf çekerken) size gülümsemeleri için yeterli oluyor. Potsdam'daki Sanssouci Sarayı'nı gezerken de aynı banttan verdiler ve o günün tarihini yazdılar. Yani, iki saraydan hangisini önce gezerseniz diğerine giderken bantı yanınıza alın, fazladan 3 € ödemeyin. Almanlar yeterince zengin ve Euro TL'ye göre epey pahalı! 😉


Saray bölümlerinin girişlerindeki bilgi panoları.

Şimdi sarayın beş bölümü hakkında kısa bilgiler vermek ve ziyaretim sırasında çektiğim fotoğrafları paylaşmak istiyorum.


1 Eski Saray (Altes Schloss / Old Palace)

Charlottenburg Sarayı'nın farklı bölümlerinde, 18. yy. Fransız resimlerinden oluşan, Fransa dışındaki en büyük koleksiyonu görebilirsiniz. Bu resimlerden bazılarını, Barok tarzındaki odaların, kraliyet üyelerine ait dairelerin, Çin ve Japon porselen koleksiyonlarının ve gümüş eşyaların sergilendiği bölümlerin olduğu sarayın ilk inşa edilen bölümünde görebilirsiniz. 

Her biri tablo tadında devasa tavan süslemeleri, değerli resimler, detaylar..

Sol başta Sophie Charlotte'un tablosu (insan bakarken bu güzel kadının
36 yaşında öldüğüne üzülüyor), yüzlerce porselen objenin sergilendiği odaya (Porcelain Cabinet) hayran olmamak mümkün değil! 

Eski saray bölümünde, günümüzde konserler ve çeşitli toplantılar için kullanılan, tabandan tavana kadar çok güzel süslemelerle ve detaylarla bezeli küçük bir şapel var (Palace Chapel/Schlosskapelle). Şapelde sergilen bir kitap, iç kapak sayfasındaki Amsterdam yazısı ile dikkatimi çekti. Daha önce gittiğim ve gezip gördüğüm kentlere başka bir kentte rastlamak hoş bir sürpriz oluyor. Hazır anmışken Amsterdam seyahatimle ilgili yazımın şurada olduğunu belirterek yazıya devam ediyorum.

Söz konusu kitap, 1734 yılında Amsterdam'da basılmış olan bir felsefe kitabı. Kitabın Fransızca (fotoğrafta görülen iç kapak sayfasında yazan) adı Essais de Théodicée sur la bonté de Dieu, la liberté de l'homme et l'origine du mal (Tanrı'nın İyiliği, İnsan Özgürlüğü ve Kötülüğün Kökeni Üzerine Théodicée'nin Denemeleri). Kitabın orijinalini 1710 yılında bir Alman bilgesi Gottfried Leibniz yazmış.


Eski saray bölümündeki şapelden bir fotoğraf ve tam 284 yıllık bir kitap!


2 Yeni Kanat (Neuer Flügel / New Wing)

Charlottenburg Sarayı'nın ana yapısının doğu kısmında yer alan bu bölümü 1740 yılında Büyük Friedrich yaptırmış.  Büyük Friedrich'in yeğeni olan ve 1786-1797 yılları arasında Prusya Kralı olan Friedrich Wilhelm II de 1796'da, "Yeni Kanat" adı ile anılan yapının bu bölümünde, ikisi de Neo - Klasik tarzda birer yazlık (zemin katında) ve kışlık (üst katında) daire yaptırmış. Friedrich Wilhelm II'nin oğlu olan Friedrich Wilhelm III ve eşi Luise sarayın bu bölümünde yaşamış. Burada bulunan saray daireleri ile iki balo salonu (White Hall ve Golden Gallery) ziyarete açık durumda. 

Yeni Kanat'ın (Neuer Flügel/New Wing) girişinde, mermer ve alçıdan yapılmış birbirinden güzel  heykeller var. Heykellerin güzelliğinden ve yüzlerdeki ifadelere tek tek bakmaktan, sarayın bu bölümündeki
diğer yerlere geçmek zaman alıyor!

Beyaz Salon (White Hall/Weisser Saal).
Charlottenburg Sarayı'nın New Wing (Yeni Kanat) bölümünün üst katında bulunan iki muhteşem balo ve yemek salonundan biri. 

Yeni Kanat bölümünün üst katındaki diğer yemek ve balo salonunun adı
Altın Salon (Goldene Galerie/Golden Gallery). Aynalar ve Rokoko tarzı süslemeleri ile dikkatimi çeken salon 42 metre uzunluğunda.
Tavan bir harikaydı!

Yeni Kanat (Neuer Flügel/New Wing) bölümünün üst katındaki kütüphane.

Yeni Kanat (Neuer Flügel/New Wing) bölümünün üst katındaki odalardan.


3 Yeni Köşk (Neuer Pavillon / New Pavilion)

Yukarıda anlattığım ana saray binasından çıktıktan sonra, bir peyzaj ve doğa harikası olan Charlottanburg Saray'ının bahçesinde gezip görebileceğiniz yerlerden biri olan Yeni Köşk (Neuer Pavillon/New Pavillion) Spree nehrinin kıyısında bulunuyor. Yeni Kanat'ın yanındaki dikdörtgen şeklindeki yapıyı Prusyalı mimar ve ressam Karl Friedrich Schinkel (1781 – 1841), Kral Friedrich Wilhelm III'ün isteği üzerine inşa etmiş.

Charlottenburg Sarayı için gezi güzergâhı!

II. Dünya Savaşı sırasında (1943 yılında) hava saldırılarına maruz kalan Yeni Köşk yanarak neredeyse tamamen yıkılmış. Yapı, 1957 - 1960 yılları arasında aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş, 2011 yılında yapılan kapsamlı tadilattan sonra içinde bir kalıcı sergi oluşturulmuş.

Yeni Köşk içindeki sergide 200 yıllık yağlı boya tabloları görmek mümkün.

Yeni Köşk'ün mimarı olan Karl Friedrich Schinkel sadece burayı değil, Berlin'deki çok önemli bazı tarihi yapıları tasarlamış, cadde, park ve meydanları düzenlemiştir. Bunlardan en önemlisi olan Altes Museum (Eski Müze) Berlin'deki Müzeler Adası'nın önemli müzelerinden biridir.

Yeni Köşk içindeki bir oda orijinal yapının mimarı olan Karl Friedrich Schinkel'e ayrılmış. Onun yaptığı resimlerin duvarlarını süslediği odada
Altes Museum'un da bir maketi sergileniyor.


4 Mausoleum (Mozole / Anıt Mezar)

Saray bahçesinin batı tarafındaki Mausoleum (Mozole), 1810 yılında Heinrich Gentz tarafından (Friedrich Wilhelm III'ün eşi) Kraliçe Luise'in mezar yeri olarak inşa edilen, antik mimaride bilinen en eski tarz olan Dorik yapıdır. Daha sonraki yıllarda Friedrich Wilhelm III, İmparator I. Wilhelm ve eşi Kraliçe Augusta da dâhil olmak üzere kraliyet ailesinin diğer üyelerinin lahitlerini kapsayacak şekilde genişletilmiş.

Yeni Köşk (New Pavillon) ziyaretinden sonra, saray bahçesinde kısa
bir yürüyüş ile Mozele'ye (Mausoleum) ulaşılıyor.

Charlottenburg Sarayı'nın bahçesindeki önemli ziyaret yerlerden biri
olan Mausoleum (Mozole). Ben içeriye girdiğimde benden başka kimse
yoktu ve ortam epey etkileyiciydi.

Kraliçe Louise, Berlin'deki en güzel, güçlü ve etkili kadınlardan biriymiş ve öldüğünde 34 yaşındaymış. Mozeledeki lahitinin etkileyici güzelliği, Alman heykeltıraş Christian Daniel Rauch eseri. 


İmparatoriçe Augusta'nın (Ölüm Yılı; 1890) lahiti sağdaki iki fotoğrafta görünüyor. Sağdan ikinci fotoğrafta arka plandaki (ve sol baştaki fotoğrafta görünen) lahit Kraliçe Louise'ninki (Ölüm Yılı; 1810). Soldan ikinci fotoğrafta görünen ise Friedrich Wilhelm III'ün lahiti (Ölüm Yılı; 1840).

Elinde kılıcı ve defne dalı ile Alman İmparatoru (Kaiser) Wilhelm I, 1888 yılından bu yana Mozele'de (benim gördüğüme göre) huzur içinde uyuyor!


5 Belvedere

Charlottenburg Sarayı'nın bahçesindeki bir başka yapı olan Belvedere'e ulaşmak için, Mozele'den çıktıktan sonra saray bahçesinde yaklaşık 750 m yürümek gerekiyor. Saray bahçesindeki insanları, peyzajı, hatta size sürpriz yapan sincapları seyrederek doğanın içinde keyifle yapılacak bu yürüyüş sizi, Spree nehrinin kıyısındaki (saray parkının kuzey ucunda bulunan), nadide çay setlerinin sergilendiği bu yapıya ulaştırıyor.

Friedrich Wilherlm II tarafından yaptırılan ve 1788 - 1790 yılları arasında çay evi olarak inşa edilen Belvedere'de, zarif çay odalarını ve yaklaşık 200 yıllık çay takımlarını görebilirsiniz. Rokoko tarzındaki kubbeli binanın tasarımı, Berlin'deki Brandenburg Kapısı'nın tasarımını da yapan Carl Gotthard Langhans tarafından yapılmış. II. Dünya Savaşı sırasında yıkılan Belvedere, 1956 - 1960 yılları arasında aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş.

Belvedere'de, zarif çay odalarını ve yaklaşık 250 yıllık (18. yy.'dan kalma)
çay takımlarını görebilirsiniz. Sağdan ikinci fotoğrafta görülen
çay takımının sergi etiketinde yıl olarak 1768 yazıyordu.
Ben doğmadan 200 yıl önce bu güzel porselen takımla çay içilmiş!
😊



👉 Charlottenburg Sarayı Parkı

Sırada yukarıda anlattığım yerleri içinde barındıran saray parkı var (Schlosspark Charlottenburg/Park of Charlottenburg Palace). Charlottenburg Sarayı'nın arkasındaki park, Paris'in en ünlü ve tarihi yapılarından olan Versailles'in (Versay Sarayı) muhteşem saray bahçelerinin yaratıcısı André Le Nôtre'nin bir öğrencisi olan Siméon Godeau tarafından 1697 - 1701 yılları arasında düzenlenmiş. Godeau, geometrik desenlerle süslenmiş bölümler ve doğal çitlerle Fransız Barok tarzında bir bahçe oluşturmuş.

Charlottenburg Sarayı Parkı.
(Schlosspark Charlottenburg/Park of Charlottenburg Palace)

Sophie Charlotte kısa süren yaşamının Charlottenburg Sarayı'nda geçen yıllarında, saray parkında şenlikler düzenlemiş ve bu muhteşem Barok bahçenin tadını çıkarmaya çalışmış ama bana göre böylesine güzel bir sarayın ve parkın tadını çıkarmak için birkaç ömür gerek! 


Belvedere'in kubbeli üst bölümü (solda) ve saray bahçesinden görüntüler.

Parkta 18. ve 19. yy.'da İngiliz tarzı peyzaj düzenlemeleri yapılmış. II. Dünya Savaşı sonrasında sarayda ve diğer yapılarda meydana gelen tahribat giderilirken, bahçenin bir bölümü yeniden Fransız Barok tarzında düzenlenmiş. Park alanının büyük bir bölümü ise doğal hali ile korunuyor. Özellikle Spree nehri kıyısı çok güzel.


Bir gölgede piknik yapmak ya da güneşin tadını çıkarmak; tercih sizin!

Saray bahçesinden görüntüler..

Berlin'e gitmeden bir gün önce Google Maps'ten üç boyutlu olarak gezip gördüğüm Charlottenburg Sarayı'nı ertesi gün dünya gözü ile görmek beni birinci fotoğraftaki gibi mutlu etmişti. Sarayın bahçesinde yaptığım uzun yürüyüşlerin sonunda ayakkabılarımın durumu ortadaki fotoğrafta görünüyor. Günün finalinde ise bacaklarımda ve ayaklarımda tatlı bir yorgunluk, ruhumda ise düşündüğüm ve istediğim bir şeyi yaşamış olmanın verdiği mutluluk vardı.

Berlin seyahatimden dönerken son durak olan Ankara Esenboğa Havalimanı'nın Dış Hatlar Terminali'ndeki gümrüksüz satış mağazasından (Duty Free) alışveriş yaptım. Alışveriş 48 EURO tuttu, görevliye 50 EURO verdim. Kredi kartı ile ödeme yapabilirdim ya da nakit Türk Lirası verebilirdim, ben 50 EURO verdim. Görevli para üstü olarak bana yepyeni, pırıl pırıl bir 2 EURO verdi (alışveriş tutarı 2 EURO para üstü vermeyi gerektirmeyecek bir tutar da olabilirdi). O an sadece yeni oluşu ile dikkatimi çeken ve çantama attığım paraya evde dikkatlice bakınca, paranın bir yüzünde BERLİN 2018 yazdığını ve Charlottenburg Sarayı'nın görseli olduğunu gördüm. Sanki benim için üretilmiş bir anı parasıydı. İnternetteki yabancı alışveriş sitelerinde yaklaşık 4 EURO veya 5 Dolar civarında fiyatla satılan bu paranın benim için değeri paha biçilemez!

Yukarıda anlattım; bu kadar olur! 😊

Berlin seyahatimle ilgili sıradaki yazı "Spree Nehir Turu" olacak.
Lütfen takipte kalın!


Sümer Özvatan
Haziran 2018