30 Aralık 2018 Pazar

Vatikan


Coğrafi olarak küçük, önem bakımından büyük bir ülke; Vatikan!


Bu yazıda sizlerle, 15-26 Ekim 2018 tarihlerinde yaptığım İtalya seyahatimin son durağı olan Vatikan ile ilgili gezerken gördüklerimi paylaşmak istiyorum.


Roma Gezi Yazısı 


Floransa Gezi Yazısı 


Roma'da Vatikan'a ulaşmanın en kolay iki yolu!
Vatikan, Tiber nehrinin batısında, Roma şehir merkezine yürüme uzaklığında bir ülke, bir "şehir devleti" (Stato della Città del Vaticano); Vatican City StateHristiyanlık dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan Vatikan'ın yerleşik nüfusu 500 civarında. 

Roma'da Vatikan'a ulaşmanın en kolay iki yolu!

Roma'da Vatikan'a gitmenin iki kolay yolu var. Eğer Roma şehir merkezinin batısında, Tiber nehri kıyılarına yakınsanız, Ponte Vittorio Emanuele II köprüsünden geçerek (hemen sağdaki Castel Sant'Angelo'ya -Kutsal Melek Kalesi- bakmayı unutmayın!) kısa ve keyifli bir yürüyüşle Aziz Petrus Meydanı'na (Piazza San Pietro), oradan da Viale Vaticano (Vatikan Caddesi) üzerindeki Vatikan Müzeleri (Vatican Museums) girişine ulaşabilirsiniz. Roma'nın ünlü meydanı Navona'dan Vatikan Müzeleri kapısına kadar olan rotayı buraya bırakıyorum!

Benim gibi Roma'nın doğusunda, kent merkezine biraz uzak bir yerde konaklıyorsanız, ilk olarak Roma'nın en önemli tren istasyonu olan Termini'ye ulaşmalı, oradan A metrosunu (MEA) kullanarak Ottaviano istasyonuna kadar gitmenizi öneriyorum. Ottaviano istasyonundan Viale Giulio Cesare caddesine çıkıp, yaklaşık 7 dakika yürüdüğünüzde (sıra bekleyen çok sayıda insanı gördüğünüzde!) Vatikan Müzeleri'nin giriş kapısına ulaşmış olacaksınız. Bu seçeneğin rotası da şöyle!

Kapıda bekleyen onca insan sizi umutsuzluğa sürüklemesin. Yaşamda her şeyin bir bedeli var ve yaşam tercihlerimizden oluşuyor. Sıra beklemeden içeri girmek için yapmanız gereken, seyahatinizden epey bir süre önce biletinizi internetten satın almak. İki tür bilet var; biri normal bilet (17€), diğeri sıra beklemeden giriş yapmak için ("skip the line") geçerli bilet (17 + 4 = 21€). Ben Roma'da sınırlı olan zamanımın bir kısmını sırada bekleyerek kaybetmemek için seyahatimden önce internetten Vatikan Müzeleri biletimi aldım. İnternetten bilet aldığınızda, e-posta adresinize gönderilen biletin çıktısını mutlaka yanınızda götürün!


Vatikan Müzeleri girişi soldaki fotoğrafta,
giriş kısmındaki havalimanı güvenliğini aratmayan güvenlik geçişi ise sağda. 

Giriş kapısının olduğu yerde çok iyi bir düzen var. Bileti olmayanlar içerideki gişelerden bilet almak için cadde boyu uzanan bir sıra oluşturuyorlar. İnternet bileti olanlar ise görevlilere biletlerini göstererek ayrı bir bölümden doğrudan giriş kısmına geçiyorlar. 



Güvenlik geçişinden sonraki durağımız bilet gişelerinin olduğu yer.
Burada, internet bileti olmayanların bilet alabileceği gişeler var.
İnternet bileti olanların da e-posta adreslerine gönderilen
"Vatican Museums Booking Voucher" ile gerçek giriş bileti alabilecekleri makineler var. Makineye elinizdeki çıktıdaki karekodu okutmanız yeterli.

Makineden aldığım biletimin yanına gişelerdeki Vatikan Müzeleri haritasını da ekleyip, asıl girişe doğru yürüyebilirim! (Vatikan Müzeleri e-harita burada!)


Tam burada size çok önemli bir bilgi ve ipucu vermek istiyorum! Üstteki fotoğrafta en sağda görünen turnike geçişinden sonra artık Vatikan Müzeleri'ne girmiş oluyorsunuz. Bu alanda çanta vb. eşyaları bırakmak için dolaplar var. Öyle her şeyi çantada buraya kadar getirmek mümkün değil; güvenlik geçişinde başta kesici ve delici eşyalar olmak üzere sakıncalı eşyalara (çıkışta geri verilmek üzere) el konuyor. Emanet dolaplarını kullanabilmek için de kurallar var; gitmeden önce şuradan okumanızı öneriyorum. 

Bu bilgileri her Vatikan gezi yazısında bulamazsınız!

Roma'da yapacağınız Vatikan gezisi iki ana bölümden oluşur; Vatikan Müzeleri ve Aziz Petrus Bazilikası (
Basilica di San Pietro). Eğer geziye müzelerden başlarsanız ve normal çıkış yolunu takip ederseniz, yukarıdaki fotoğraflarda görülen Viale Vaticano üzerindeki ana giriş kapısına geri dönersiniz. Buradan bazilikaya gitmek için kısa bir yürüyüş yapmanız gerekir, yürüyüşten çok daha önemlisi, bazilikaya girmek için en iyi olasılıkla bir saat sıra beklemeniz gerekir. Yazının sonraki kısmında anlatacağım gibi farklı bir çıkışı kullanırsanız, müzeleri gezdikten sonra doğrudan Aziz Petrus Bazilikası'nın içine giriş yapabilirsiniz! İşte bunu tercih edeceklerin dikkat etmesi gereken şu; çantanızı girişteki dolaplara bırakmayın! Hava çok yağışlı değilse çantanıza şemsiye koymayın, çünkü çok küçük/kısa şemsiyeler dışında çantada şemsiye almıyorlar. 


Ulaşım, bilet ve giriş bilgilerinden sonra sıra geldi Vatikan Müzeleri'ni gezmeye. Şimdi size sırasıyla, her birinde çok değerli eserlerin sergilendiği müzelerde ve salonlarda e-rehberlik yapacağım. Nasıl Roma'ya gidip de dondurma ve pizza yemeden döneni bir tuhaf karşılıyorlarsa, Vatikan'a gitmeden döneni de aynen öyle karşılıyorlar. Anlatması benden, gidip yaşaması sizden; böyle buyurun!


Sümer Özvatan Vatikan'dan bildiriyor!
Vatikan Müzeleri 50'den fazla galeriden oluşuyor ve bu galerilerde yaklaşık 70000 eserden 20000'i sergileniyor. Çalışan sayısı ise 600'den fazla.


1 - Pinacoteca

Vatikan Müzeleri içindeki önemli sergi odalarından biri olan Pinacoteca (diğer adı ile Vatikan Resim Galerisi; The Vatican Picture Gallery), 1922-1939 yılları arasında Papa olan XI. Pius (Ambrogio Damiano Achille Ratti) için inşa edilmiş olan binada 27 Ekim 1932 tarihinde açılmış. Burada sergilenen eserlerin temeli, Papa VI. Puis tarafından 1790'da oluşturulan 118 adet değerli tabloya dayanıyor. Yıllar içinde yapılan bağışlar ve alımlar sonucunda bugün yaklaşık 500 adet resmin sergilendiği bir alan oluşmuş. 

Vatikan Müzeleri içindeki en zengin koleksiyona sahip olan Pinacoteca'da,
11-19. yy'a ait eserler 36 sergi alanında (18 salon ve 18 oda) sergileniyor.

Pinacoteca sergi alanındaki koleksiyonda, İtalyan resim tarihinin en büyük sanatçılarından (Giotto, Fra Angelico, Melozzo da Forli, Perugino, Raphael, Leonardo, Tiziano, Caravaggio ve Crespi gibi) bazılarına  ait başyapıtlar var. 

Dünyadaki en ünlü Roma dönemi heykellerine ve Rönesans döneminin önemli eserlerine ev sahipliği yapan Vatikan Müzeleri'nde çok sayıda Hristiyanlık konulu eser de sergileniyor ve bu eserlerin çoğu Pinacoteca'daki oda ve salonlarda bulunuyor.

Hristiyanlık konulu tablolar.
Melozzo da Forli (1438-1494) tarafından yapılmış ve 14 parçadan
oluşan müzik yapan melekler konulu tablolar.
Pinacoteca'nın 8 no'lu odasına girenleri, devasa boyutta iki nefis tablo bekliyor.
Kısaca Rafael olarak bilinen, Rönesans dönemimin İtalyan ressamı ve mimarı Raffaello Sanzio da Urbino (1483-1520) tarafından yapılmış olan
bu iki tablodan soldaki
 (The Transfiguration/Başkalaşım) 1516-1520,
sağdaki ise (Crowning of the Virgin/Bakirenin Taçlandırılması)
1502-1504 yılları arasında yapılmış.
Roma'ya değer katan heykellerden çoğu Gian Lorenzo Bernini (1598-1680) tarafından yapılmış. Barok tarzında çalışan bir heykeltıraş olan Bernini (aynı zamanda bir mimar ve ressamdır) tarafından kil ve saman kullanılarak yapılmış olan hazırlık heykelleri. Bernini bu heykellerin asıllarını Aziz Petrus Bazilikası için boronzdan yapmış.

Pinacoteca'da yaklaşık 2 dakikalık sanal bir gezi için lütfen buraya!



2 - Museo Pio Cristiano

Günümüzde Vatikan Müzeleri'nin yeni kanadında yer alan Museo Pio Critiano Papa IX. Pius tarafından 1854 yılında Roma'daki Lateran Sarayı'nda kurulmuş.

 Roma'daki mezarlarda bulunan, başta MS 2. ve 5. yüzyıl arasındaki
döneme tarihlenen  lahitler ve heykeller olmak üzere Hristiyan antik
arkeolojik kalıntıları 
Museo Pio Critiano'da sergilenmektedir. 


Museo Pio Critiano'da 3 dakikalık sanal gezi şurada!




3 - Museo Gregoriano Profano

Museo Gregoriano Profano, 16 Mayıs 1844'te Papa XVI. Gregorius'un talimatı ile, o zamana kadar depolarda tutulan heykeller ve diğer antika eserlerin sergilenmesi için Lateran Sarayı'nda kurulmuş. 

Gregoriano Profano Müzesi'nde, Antik Yunan'dan
geç Roma İmparatorluğu'na kadar olan döneme ait eserler sergilenmektedir.
Müzede kısa bir sanal gezi için lütfen buraya!



4 - Museo Filatelico e Numismatico


Vatikan için çıkarılmış pullar ve madeni paraların sergilendiği Museo Filatelico e Numismatico, bu konularda araştırma yapan kişiler ve pek çok ziyaretçi için Vatikan Müzeleri arasında ayrı bir değere sahip. Yaklaşık 150 yıllık pul ve madeni para tarihine sahip olan müzede Vatikan için özel olarak basılmış ilk Euro serisi de sergileniyor.

Her yıl Museo Filatelico e Numismatico koleksyonuna, Vatikan Kilisesi'nin toplumdaki ve dünya genelindeki varlığının
sürekliliğini ifade eden yeni pul ve madeni paralar eklenmektedir.



5 - Museo Chiaramonti


Chiaramonti Müzesi 19. yy.'ın başlarında Papa VII. Pius tarafından kurulmuş. Müze, içinde çeşitli heykeller, lahitler ve frizler bulunan geniş bir kemerli galeriden (ana sergi alanı) oluşuyor. 


Chiaramonti Müzesi'nin bir bölümü olan Braccio Nuovo'da ise Yunan ve Roma dönemi eserleri sergileniyor. Bunların en ünlüleri Augustus of Prima Porta (20 Nisan 1863'te Roma yakınlarındaki Prima Porta'da bulunan antik Roma imparatorlarından Augustus Caesar'ın 2 metre yüksekliğindeki mermer heykeli) ve The Nile (MS 1. yy.'ın ikinci yarısına tarihlenen Nil Tanrısı Heykeli).

Müzenin bölümlerinden biri olan ve 3000'den fazla taş tablet ve yazıt içeren Galeria Lapidaria'ya sadece akademik çalışma amacıyla özel izinle girilebiliyor.

Müzede kısa bir sanal gezi için buraya bakabilirsiniz!

Chiaramonti Müzesi'nin ana sergi alanı ve Roma dönemine ait iki eser.


Ünlü heykelleri barındıran Braccio Nuovo adlı yeni kanat İtalyan mimar Raffaele Stern (1774-1820) tarafından yapılmış. Sağdan ikinci fotoğraftaki heykel Augustus of Prima Porta.

Chiaramonti Müzesi'nde beni en çok etkileyen eser The Nile (The Statue of the Nile God/Statua del dio Nilo) adlı heykel oldu. Dakikalarca farklı açılardan baktım, büyük bir hayranlık ve keyifle izledim. Bu yazıyı hazırlarken değişik kaynaklardan edindiğim bilgileri sizlerle paylaşarak heykelin anlamı ve değerini taçlandırmak istiyorum.

Chiaramonti Müzesi'nin yüksek tavanlı bölümü olan Braccio Nuovo'da birbirinden değerli Yunan ve Roma dönemine ait eserler sergileniyor.
Bu eserlerden en ünlüsü Nil Tanrısı Heykeli. Salonun zemini de ayrı güzel!

Nil Tanrısı Heykeli (The Statue of the Nile God/Statua del dio Nilo) 1513 yılında Roma'da bulunmuş ve o dönem Papa olan II. Julius tarafından satın alınarak Vatikan'a getirilmiş. 

Heykelde Tanrı, Nil nehrinin kişileştirilmiş halidir. Sağ bacağını hafifçe kaldırmış, sol bacağı yerde yatar durumdadır. Sağ kolu bedeni üzerinde uzanırken, sol kolu bir sfenks üzerinde durmaktadır. Genel görüntü; bir kaide üzerinde uzanmış, sakallı yaşlı bir adam.

Sol kolun yaslandığı bölümde yer alan meyve dolu sepet ve sağ elde tutulan buğday sapları Nil nehrinin sağladığı bolluk ve bereketi simgeliyor. Heykelin bulunduğu kaide üzerinde ise Nil nehrindeki yaşam (su, sazlık, su bitkileri, suda yaşayan bazı hayvan türleri) resmedilmiş.

Heykelde toplam 16 tane çocuk figürü var. Okuduğum kaynaklarda çocuk figürlerinin, Ortaçağ geleneğinde üç gölü geçtikten sonra Nil nehrine ulaşan 16 nehri simgelediği yazıyor. Bunlar Nil'in en uygun mevsimde yükselebileceği en üst düzeyi de simgeliyormuş.

Şu an yazarken tekrar hissediyorum;
bu muhteşem heykeli dünya gözü ile görmek harikaydı!

Bu nefis heykeli ve diğer eserleri görmek için sanal gezi şurada!




6 - Museo Pio Clementino

Müzenin adı kurucusu olan iki papadan geliyor; Papa XIV. Clement ve Papa VI. Pius. Papa XIV. Clement 1771 yılında müzeyi kurmuş, başlangıçta Rönesans dönemine ait eserleri içeren müzeyi ve koleksiyonu Clement'in halefi VI. Pius geliştirmiş. Günümüzde Vatikan Müzelerinin yer aldığı Belvedere Alanı'ndaki (Palazzetto del Belvedere) Museo Pio Clementino'da Yunan ve Roma dönemine ait eserler sergileniyor. Müze salonları arasında bulunan Cortile Ottagono (Sekizgen Avlu) açık hava sanat gelerisi gibi.

Sırada Museo Pio Clementino ve Cortile Ottagano var!
Sağ baştaki fotoğrafta görülen heykel (Belvedere Torso) 15. yy.'ın sonunda Roma'da bulunmuş ve 1530'lu yıllarda Vatikan koleksiyonuna dâhil edilmiş. MÖ 1. yy.'a tarihlenen heykel üzerindeki hatların gerçeğe olan yakınlığı şaşırtıcıdır.

Vatikan Müzeleri'nin en büyük parçası olan Museo Pio Clementino, sekizgen şeklindeki bir avlu olan Cortile Ottagano ile birlikte toplam 12 sergi alanına sahiptir. Buradaki kısa video ile bu alanlarda sanal bir gezi yapabilirsiniz.

Museo Pio Clementino'daki sergi salonlarından biri olan ve yapımı 1779'da tamamlanan Sala Rotonda Roma'daki Pantheon'un minyatürü gibi. Sütunların arasında devasa heykeller sergileniyor. Zemindeki mozaikler bir başka güzel. Salonda en çok dikkati ise, ortadaki dev kâse çekiyor. Daha çok Mısır'da bulunan kırmızı porfir (red porphyry) taşından yapılmış olan kâsenin çevresi 13 metre uzunluğunda. Kâse, son Roma İmparatoru Neron'un adı ile de anılıyor (Nero's Bath). Prusya Kralı Friedrich Wilhelm III bundan daha büyük bir kâseyi Prusya'nın üstünlüğünün bir simgesi olarak yaptırmıştır ve günümüzde Berlin'deki Altes Müzesi'nin önünde durmaktadır. Daha fazlası için lütfen Berlin Müzeleri yazımı okuyunuz! 

Museo Pio Clementino'daki sergi salonlarından biri olan Sala Rotonda.


Sırada Sala a Croce Greca (Yunan Haç Salonu) var. Pio Clementino Müzesi'nin giriş salonu olarak, İtalyan mimar Michelangelo Simonetti (1731-1787) tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiş olan salonun zeminindeki mozaiklerde Yunan mitolojisinde zeka, sanat, strateji, ilham ve barış tanrıçası olan Athena'nın büstünün yer aldığı nefis mozaikler var. M.Ö. I. yüzyıla tarihlenen mozaikler 1741'de Roma'da bulunmuş.

Sala a Croce Greca'daki muhteşem mozaikler yaklaşık 2100 yıllık!

Vatikan Müzeleri'ni gezerken bazı bölümlerde, restorasyon çalışması yapan görevlileri çalışırken görebiliyorsunuz. Onarılmış pek çok heykelde restorasyon izlerini gördüm, bazılarında ise şaşkınlık yaşadım. Aşağıdaki fotoğraflarda bunlardan biri var.

Pio Clementino Müzesi'nde beni şaşkına çeviren bir restorasyon örneği!

7 - Galleria delle Carte Geografiche

Vatikan Müzeleri arasında beni çok etkileyen yerlerden biri de Coğrafi Haritalar Galerisi (Galleria delle Carte Geografiche) oldu. Burası aslındaVatikan Müzeleri arasında yer alan, 10 m genişliğinde ve 120 m uzunluğunda bir geçiş koridoru. Ama ne koridor! Duvarlarda yer alan, İtalya'nın değişik yerlerine ait onlarca harita ayrı, tavan boyunca devam eden süslemeler ayrı güzel. 

Galleria delle Carte Geografiche boyunca yürümek eşsiz bir deneyimdi!
Koridor boyunca İtalya'nın nefes kesici, devasa boyuttaki haritalarını izliyorsunuz. Haritalar yaklaşık 430 yıllık.
Bu arada tavan boyunca ayrı bir sanat şöleni uzanıyor.

Vatikan Müzeleri'ni ziayret edenler Coğrafi Haritalar Galerisi'nden
geçerek Sistina Şapeli'ne ulaşıyor.


Haritalar mı yoksa tavandakiler mi daha güzel, karar vermek çok zor!


8 - Cappella Sistina (Sistina Şapeli)


Coğrafi Haritalar Galerisi'ni, gerek duvarlardaki haritaları, gerekse tavan boyunca devam eden güzellikleri seyrederek yürürken, bir yandan da koridorun ucundaki Sistina Şapeli'ne yaklaşıyor olmanın heyecanını yaşadım. Sistina Şapeli'nde görüntü almak yasaktı, bu nedenle yazıda orada çekilmiş fotoğrafım yer almıyor. Bununla birlikte, yazıyı hazırlarken Sistina Şapeli hakkında çok değerli bilgilere ulaştım, bunların bağlantılarını sizlerle paylaşacağım.
Coğrafi Haritalar Galerisi'nden sonra bir tüneli anımsatan koridordan
inip Sistina Şapeli'ne giriliyor. Sistina Şapeli'ne giderken çok sayıda
uyarı levhaları var. Uyarılar şapeldeyken de devam ediyor;
bu defa görevliler sık sık ziyaretçileri konuşmamaları,
sessiz olmaları konusunda "sesli" olarak uyarıyorlar.
Gizlice görüntü almaya kalkanları ise -gördüklerinde- neredeyse azarlıyorlar!

Sistina Şapeli bugün, dünya genelinde bilinen ve tanınan bir yer. Bunun en önemli nedenleri; muhteşem duvar ve tavan resimleri ile Papa seçiminin burada yapılıyor olması. Şapelin inşası, adını aldığı Papa IV. Sixtus döneminde (1463-1481 yılları arasında) tamamlanmış. Papa IV. Sixtus, şapelin inşası tamamlandıktan sonra (1481-1483 yılları arasında) duvarlarını fresklerle donatmış ve  bunun için İtalya’nın en ünlü ressamlarını (Botticelli, Perugino, Signorelli, Cosimo Rosselli ve Michelangelo’nun ilk ustası olan Ghirlandaio gibi bir grup Rönesans ressamı) görevlendirmiş. Bu çalışmadan sonra şapelin duvarlarında, Musa ve İsa peygamberlerin hayatını anlatan resimler ve duvarların üst kısımlarındaki pencerelerin arasındaki bölmelerde ise en önemli Papaların resimleri oluşmuş.

Sistina Şapeli tavanı; 1508-1512, Fresk (Michelangelo), 13.7 x 39 m, Vatikan.
İncil'in "yaratılış" bölümünde geçen dokuz önemli olayın tasvir edildiği
dokuz sahneden oluşan tavan fresklerinin en ünlüsü; Adem'in Yaratılışı'nın anlatıldığı ve Tanrı ile Adem'in parmak uçlarının birbirine değmesine
ramak kaldığı sahnedir.
(Görseller internetten alınmıştır!)

Sistina Şapeli'nin duvarları fresklerle kaplanmıştı ama tavanda sadece tuğla ve harçla örülmüş bir tavan örtüsü (tonoz) vardı. Papa II. Julius 1508 yılında şapelin tavan fresklerini yapmak için Michelangelo’yu görevlendirmiş. Kendini bir ressamdan çok heykeltıraş olarak gören Michelangelo, bu işi istemeyerek de olsa kabul etmiş ve kendi kurduğu iskele üzerinde yaklaşık dört yıl çalışarak (1508-1512 yılları arasında), her gün Vatikan Müzeleri'ni ziyaret eden binlerce insanın hayranlıkla izlediği muhteşem tavan fresklerini yapmış.

Sistane Şapeli ile ilgili bağlantılar:
Michelangelo tarafından yapılmış olan tavan fresklerindeki sahneler:   
Michelangelo’nun tavana resmettiği beş kâhin kadın ve yedi peygamber: 
Duvarlar ve tavandaki fresklerin görüntüleri: 
Ademin Yaratılışı sahnesi: 
Sistina Şapeli'nin hikayesine farklı bir yorum: 
"Bunlar bana yetmez!" diyenler için: 


Sistina Şapeli'ne gitmeden önce avludaki (Cortile del Belvedere) panolarda sergilenen fotoğrafları ve bilgileri incelemekte fayda var. Avluda İtalyan heykeltıraş Arnaldo Pomodoro tarafından yapılmış dev boyutlu bir bronz küre var. Aslında küre bir tane değil, büyük bir küre ve bunun içindeki küçük küre; Sfera con Sfera/Sphere within a Sphere. Avlunun genel görüntüsü şöyle!



Vatikan Müzeleri'nin olduğu Belvedere Sarayı'nın geniş avlusunda
(Cortile del Belvedere) bulunan panolarda, Sistina Şapeli'nin fotoğrafları
ve fresklerle ilgili bilgiler var.

Avluda yer alan ve dikkat çeken iç içe geçmiş iki küre ve saat mekanizmasını andıran dişliler, dünyanın kırılganlığını ve karmaşıklığını sembolize ediyormuş.
Büyük kürenin çapı 4 metre.



Basilica di San Pietro (Aziz Petrus Bazilikası)

Vatikan gezi yazımın bu bölümünde, iç içe geçmiş halde, Aziz Petrus Bazilikası'nı ve Aziz Petrus Meydanı'nı anlatacağım. Bana göre bu ikisini birbirinden ayırmak doğru değil. Şimdiye kadar Vatikan Müzeleri'nden söz ettim, gezdiğim kısımlarını, gezerken gördüklerimi anlattım ve müzelerin son bölümünde yer alan Sistina Şapeli'e kadar sizi getirdim. Şimdi buradan (müzeler kısmından dışarı çıkmadan) doğruca bazilikaya geçelim, önce bazilikanın kubbesine çıkalım, sonra da bazilikayı gezelim. Tabii bunları yaparken bazilikanın kubbesinden ya da bazilikanın dışından, bazilikanın olduğu meydana da bakalım.


Dünyanın en küçük devleti olan Vatikan Şehir Devleti'nin haritası solda. Haritanın sağ alt köşesinin detaylı hali ise sağda.
1: Vatikan Müzeleri, 2: Sistina Şapeli, 3: Aziz Petrus Bazilikası ve 4: Aziz Petrus Meydanı. Sistina Şapeli'nden sonra (yazıda anlattığım gibi) doğrudan bazilikaya geçebilirsiniz ya da şapelden sonra dışarı çıkıp, meydanda noktalı olarak işaretlediğim yerdeki sıraya geçip içeri girebilirsiniz.
Bazilika (3 numaralı kısım) haç şeklinde yapılmış.

Roma'daki dört büyük bazilikadan (St. John Lateran Bazilikası, San Pietro Bazilikası, Santa Maria Maggiore Bazilikası ve Aziz Paulus Bazilikası) ikincisi olan Aziz Petrus Bazilikası veya San Pietro Bazilikası (Basilica di San Pietro), Roma'nın pek çok yerinden görülebilen, Vatikan'daki en önemli yapıdır. Bazilikanın kubbesi Roma'nın siluetindeki en önemli parçalardan biridir. Yaklaşık 23000  arazi üzerine yapılmış olan bazilika 60000 kişilik kapasiteye sahiptir. 


Aziz Petrus Bazilikası.

Günümüzde bazilikanın olduğu yerde, MS 2. yy.’da Aziz Petrus’un mezarı varmış. Hristiyanlığı kabul eden ilk Roma imparatoru Constantinus (I. Konstantin) mezarın olduğu ve kutsal kabul edilen yere bir kilise inşa ettirmiş (MS 349). Eskiyen kilisenin yerine 14. yy.’da, bugünkü bazilikanın yapımına başlanmış. İlk papa olarak kabul edilen Aziz Petrus’un mezarının olduğu yere inşa edildiği için Aziz Petrus Bazilikası adı verilen kilisenin inşaatı 120 yıl sürmüş. Bazilika iç hacim bakımından dünyadaki en büyük kilise ve Katolik Hristiyanların hac yeri olarak da kabul ettiği en kutsal ibadet yeridir. 


Amerika Birleşik Devletleri'ndeki önde gelen harita firmalarından (ABD'deki ilk dünya atlasını yayınlamışlar) birinin kurucusu ve sahibi olan
George F. Cram tarafından 1884 yılında hazırlanan bu diyagrama göre,
o yıllarda Aziz Petrus Bazilikası dünyadaki en uzun 36. yapı!

San Pietro Bazilikası Rönesans döneminin dünyadaki en önemli eseri olarak kabul edilir. Bazilikanın duvarları ve tavanları Michalangelo, Rafael, Bramante gibi çağının en ünlü Rönesans ressamları tarafından süslenmiş. Yine o dönemin ünlü mimar ve heykeltıraşlarından biri olan Gian Lorenzo Bernini tarafından gerek bazilikanın içinde gerekse dışındaki meydanda çok önemli ve değerli eserler yapılmış.

Via della Conciliazione (Uzlaşma Yolu) üzerinden Aziz Petrus Bazilikası görüntüsü (sol baştaki fotoğraf), bazilikanın ünlü kubbesi
-kubbeye çıkan ziyaretçiler dairesel kısımdaki demir parmaklıklarla örülü alandan çevreyi izleyebiliyor- (ortadaki fotoğraf),
dünyadaki en küçük devlet olan Vatikan'ın bayrağı (sağ baştaki fotoğraf).

Bazilikaya giriş ücretsiz ve içeri girmenin iki yolu var; ya rehberli bir Vatikan Müzeleri turuna katılıp, grupla birlikte Sistina Şapeli'nden sonra doğrudan bazilikaya giriş yapabilirsiniz ya da bazilikanın ana giriş kapısı önündeki epey uzun sırada bekleyerek. Ben her ne kadar rehberli bir Vatikan Müzeleri turuna katılmamış olsam da, yazının başlangıç kısmında anlattığım gibi yaptım, Sistina Şapeli'nden çıktıktan sonra bir grubun arasına girip doğrudan bazilikaya geçiş yaptım. Böylelikle hem dışarıdaki sıkıcı sırada uzun süre beklemekten kurtuldum hem de zaman kazandım.

Sol baştaki fotoğrafın sol orta kısmında görülen dar yürüyüş yolu Sistina Şapeli'nden sonra doğrudan bazilikanın içine giriş yapılmasını sağlıyor. Bazilikanın ana giriş kapısı ise aynı fotoğrafta görülen büyük kemerli geçişin olduğu yerde. Sol baştaki fotoğrafın sol alt kısmında görülen ve çok uzun olmayan sırada, bazilikanın nefis manzaralı kubbesine çıkmak için bekleyenler var. Kubbeye çıkış için iki seçenek var; tamamen yürüyerek çıkmak 8€
(toplam 551 basamak var), belli bir noktaya kadar asansörle çıkıp oradan yukarıya yürümek ise 10€ (asansörle 231 basamaklık mesafe çıkılıyor, asansörden indikten sonra 320 basamak var). Kubbeye çıkmak için bilet alırken hiçbir kart geçerli değil, herhangi bir indirim yok!

Ben hem günün geri kalanında Roma'da yaşamak istediklerimi gerçekleştirebilmek amacıyla zaman kazanmak, hem de enerjimi dikkatli kullanmak için kubbeye çıkarken asansör seçeneğini tercih ettim.
Asansörden indikten sonraki bölümde, kubbenin dairesel yapısı etrafında zaman zaman duvara yapışarak merdivenleri tırmandım. Yukarıdaki manzara 10€ verip, üstüne tırmanma eziyetini çekmeye kesinlikle değiyor.

Bazilikanın kubbesinden muhteşem bir Roma manzarası izleniyor.
Aşağıdaki San Pietro (Aziz Petrus) Meydanı'nı izlemek de keyifli.

Soldaki fotoğrafa dikkatli bakıldığında meydanın tam ortasında bir dikilitaş ve dikilitaşın iki tarafında birer çeşme (süs havuzu) görülecektir. Bazilika'dan tam karşıdaki yola (Via della Conciliazione) bakarken dikilitaşın sağında kalan çeşme ilk yapılanı (Fontana gemella di San Pietro), diğeri Bernini tarafından daha sonra yapılmış (Fontana del Bernini).

Bazilikanın çatısından bir detay (solda),
bazilikaya giriş yapmak için bekleyenlerin oluşturduğu sıra (sağda).

Aziz Petrus Meydanı (Piazza San Pietro) ve bazilikanın meydana bakan cephesi. Papa çarşamba günleri, bazilikanın bu cephesindeki
orta balkondan halka sesleniyor (bir tür haftalık vaaz).
Meydanda papayı dinlemeye gelenler için yüzlerce sandalye var.
Yapının bu kısmında boydan boya (Latince) "IN HONOREM PRINCIPIS APOST PAVLVS V BVRGHESIVS ROMANVS PONT MAX AN MDCXII PONT VII" yazıyor; Havarilerin Prensi onuruna, Papa Paul V Borghese, papalığının 7. yılı, 1612. Bu yazı ile, bazilikanın inşasının tamamlanmasında önemli rol oynayan, asıl adı Camillo Borghese olan Papa V. Paulus'a teşekkür ediliyor.


Papanın halka seslendiği balkon. Örnek şurada!


Aziz Petrus (San Pietro) Meydanı'nda dikkat çeken üçlü, bir dikilitaş (Obelisco Vaticano) ve iki yanındaki çeşmelerden oluşuyor. Daha çok Caligula takma adı ile bilinen Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus'un emri ile Mısır'dan Roma'ya getirilen ve günümüzde Roma'nın en önemli tarihi alanlarından biri olan Circo Massimo'ya yerleştirilen, 26 metre uzunluğunda ve 326 ton ağırlığındaki dikilitaş, Papa Sixtus V zamanında (1586'da) şimdiki yeri olan San Pietro Meydanı'na taşınmış. Mısır'dan getirilen diğer dikilitaşlardan farklı olarak üzerinde hiçbir hiyeroglif yazısı yok. 

Meydanda, dikilitaşın iki yanında, iki çeşme (süs havuzu) var. Bazilika cephesine göre sağdaki ilk çeşme İtalyan mimar Carlo Maderno tarafından 1613'te yapılmış. Meydanın ortasındaki dikilitaş ile çeşme asimetrik bir görüntü oluşturunca, Bernini tarafından dikilitaşın diğer tarafına 1675'te bir çeşme daha yapılmış. 


Obelisco Vaticano (Vatikan Dikilitaşı) ve İtalyan mimar Carlo Maderno tarafından 1613'te yapılan, bazilika cephesine göre sağdaki çeşme.

Rönesan döneminin ünlü heykeltıraşlarından ve mimarlarından biri olan Bernini,  82 yıllık ömrünün yaklaşık 50 yılında Aziz Petrus Bazilikası ve Meydanı için çalışmış. Bernini tarafından yapılmış olan ve özellikle bazilikanın kubbesinden bakıldığında güçlü bir simetrik görüntü oluşturan, yarım daire şeklindeki sütunlu kemerler San Pietro Meydanı’nı kaplamaktadır. San Pietro Bazilikası’nın inşasından 100 yıl sonra Bernini tarafından tasarlanan meydanda, 284 adet sütun ve 88 adet pilaster (duvara yapışık sütun) bulunmaktadır. Mimaride Toskana düzeni olarak bilinen bu yapısal düzenleme, Gian Lorenzo Bernini tarafından Papa VIII. Alexander için 1656-1667 yılları arasında yapılmış.


Roma'daki heykellerin çoğunun yaratıcısı olan Gian Lorenzo Bernini tarafından tasarlanmış olan Toskana düzeni sütun dizileri,
Aziz Petrus Meydanı'nı iki uzanmış kol gibi sarıyor.

Aziz Petrus Meydanı'ndaki sütun dizilerinde,
284 sütun ve 88  pilaster (duvara yapışık sütun) bulunmaktadır.
Aziz Petrus Meydanı'na büyük bir görsel değer katan Bernini'nin sütunlarından, iç kısımda olan 140'ının en üstünde 140 azizin heykeli var. Şurada tek tek hangi sütunun üstünde hangi azize ait heykel olduğu bilgisi var. Sadece bu bağlantı bile, gezi yazılarımı, gezerken gördüklerimle sınırlı kalmadan, araştırmaya dayalı olarak hazırladığımın bir göstergesidir! 😏 Unutmadan, bağlantıya gittiğinizde sütunun üzerindeki numarayı tıklarsanız, o sütunun üstünde heykeli olan aziz ile ilgili bilgi sayfasına ulaşabilirsiniz!


San Pietro (Aziz Petrus) Meydanı'na adını veren Aziz Petrus'un 5.5 metre yüksekliğindeki heykeli. Heykel İtalyan heykeltıraş Giuseppe De Fabris
(1790-1860) tarafından 1838-1840 yılları arasında yapılmış.

Şimdi tekrar bazilikanın içine geri dönelim ve bazilikanın içindeki paha biçilemez eserlerden ve bunların yaratıcıları olan Michelangelo ile Bernini'den söz etmeye devam edelim.

Aziz Petrus Bazilikası'nın içi mermer, kabartmalar, heykeller, devasa tablolar ve altın renginin ağırlıklı olduğu pek çok süslemelerle dekore edilmiş. Roma’nın pek çok yerinden görülebilen etkileyici kubbesi Michelangelo tarafından tasarlanmış ve büyük kısmı onun tarafından inşa edilmiş. Michelangelo’nun ömrü kubbeyi bitirmeye yetmeyince, öğrencisi Giacomo della Porta 22 ay daha çalışarak 1590'da kubbeyi tamamlamışt. Farklı yapım teknikleri kullanılmakla beraber, Aziz Petrus Bazilikası'nın kubbesi, Londra'daki Saint Paul Katedrali ve Paris'deki Les Invalides Kilisesi gibi bir çok kiliseye örnek olmuştur.


Michelangelo'nun dünyaca ünlü Pietà adlı heykeli,
Aziz Petrus Bazilikası'nı ziyaret etmek için başlı başına bir neden!

Bazilikanın içinde Michelangelo'ya ait dünyaca ünlü Pietà (İtalyanca "yazık" anlamında) adlı heykel de var. Benim bazilikayı ziyaret etmemdeki en büyük neden, Amsterdam seyahatim öncesinde (2017 yılında) okuduğum, Hollandalı yazar Harry Mulisch'in Süreç adlı romanındaki (sayfa 154), "Annen seni kolları arasına almış, sana bakıyordu, Pietà gibi. Michelangelo'nun San Pietro Bazilikası'ndaki mermeri kadar beyaz ve sessizdin..." cümleleri oldu. Bu satırları okuyana kadar Michelangelo'nun sadece adını duymuştum, Pietà hakkında ise hiçbir bilgim yoktu. Okumak ve gezmek, hele de ikisini harmanlayarak yapmak, insan hangi yaşta olursa olsun çok şey öğretiyor ve bu şekilde öğrenilenler kalıcı oluyor. Bugün Michelangelo'nun bir değil üç tane Pietà adlı eseri olduğunu biliyorum. Bunların ikisini (Floransa'daki Museo dell'Opera del Duomo müzesindekini ve Vatikan Aziz Petrus Bazilikası'ndakini) Ekim 2018'de yaptığım İtalya seyahatimde dünya gözü ile gördüm. Bir aksilik olmaz ise Nisan 2019'da yapacağım Milano seyahatimde üçüncü Pietà'yı da göreceğim.


21 Mayıs 1972'de Macaristan doğumlu Avustralyalı jeolog Lazslo Toth tarafından heykele yapılan saldırıda büyük hasar gören eser böyle onarılmış. Günümüzde heykel bir cam paravanın arkasında duruyor,
ziyaretçiler ile cam paravan arasında da neredeyse 10 metre uzaklık var. 


Michelangelo‘nun yaptığı (Aziz Petrus Bazilikası'ndaki) Pietà heykeli İtalyan Rönesans sanatının en önemli başyapıtlarından biridir. Heykel 18. yy.’da bugün bulunduğu yere (Bazilikanın ana girişindeki sağdan ilk şapel) konulmuştur. İtalya'nın dünyaca ünlü Bianco Carrara mermerinden yapılmış olan heykel, Michalengelo’nun imzasını taşıyan tek heykel çalışmasıdır. Sanatçı  bu eserinde, kucağında çarmıhtan indirilmiş İsa’yı tutan Meryem’i tasvir etmiş. Bu muhteşem eserin ilginç olan bir özelliği de; sanatçının, 33 yaşındayken çarmıha gerilerek öldürülen İsa’nın annesi Hz Meryem’i çok genç tasvir etmesidir.


Aziz Petrus Bazilikası'ndaki Pietà, Michelangelo'nun (1498-1499 yıllarında yaptığı) aynı konulu üç heykelinden ilki. Michelangelo bu heykeli yaptığında
24 yaşındaymış! Heykel, Michelangelo'nun imzasının olduğu tek eseri olması ile de ayrı bir değere sahip (sağ baştaki fotoğrafa dikkatli bakınız!)

Aziz Petrus Bazilikası'nın gerek içine gerekse dışına damgasını vuran diğer Rönesans sanatçısı Bernini tarafından yapılmış olan ve bazilikanın tam ortasında bulunan baldaken (kilise ve altarlarda bulunan, dört ayaklı gölgelik) muhteşem görüntüsü ile hemen yukarısındaki Michelangelo'nun kubbesi ile yarış halinde. Her biri 20 metre yüksekliğindeki sütunlar mermer kaideler üzerine oturtulmuş. Bronzdan yapılan ve Barok özellikler taşıyan baldakenin çatı kısmında, Vatikan Müzeleri'nde sergilenen, Bernini'nin tasarım aşamasındaki kanatlı melek modellerinin heykelleri var. 

Ünlü Rönesans sanatçısı Bernini tarafından yapılan baldeken (baldacchino)Aziz Petrus Bazilikası'nın kubbesinin altına (bazilikanın ortasına) yerleştirilmiş. Bu konumu ile Aziz Petrus’un mezarınının olduğu yeri işaret etmektedir. Baldakene karşıdan bakıldığında, sütunların arasından görülen ve Bernini tarafından yapılmış olan duvardaki muhteşem eser ise Cattedra di San Pietro (Aziz Petrus'un sandalyesi) adını taşıyor.

Bernini'nin, Aziz Petrus Bazilikası'nın içindeki iki muhteşem eseri;
baldaken (ön planda) ve Aziz Petrus'un sandalyesi (arka planda).
Soldaki görseli internetten aldım; Bernini'nin otoportresi,
37 yaşındayken (1635'te) yapmış.

Kubbenin iç çeperinde Matta İncili'nden bir ifade yazıyor; "TV ES PETRVS ET SVPER HANC PETRAM AEDIFICABO ECCLESIAM MEAM. TIBI DABO CLAVES REGNI CAELORVM." (Sen Peter'sin ve bu kayanın üzerine kilisemi inşa edeceğim. Size cennetin krallığının anahtarlarını vereceğim.)

Aziz Petrus Bazilikası'nın içinde çok sayıda heykel ve duvar mozaiği var. Vatikan Müzeleri'ni anlattığım bölümde Raffaello tarafından yapılmış olan The Transfiguration/Başkalaşım adlı devasa tablodan söz etmiştim.
Bazilikada bu tablonun duvar mozaiği hali var (soldaki).


VATİKAN İLE İLGİLİ İLGİNÇ BİLGİLER

►Kişi başı şarap tüketiminde (54,26 L/Yıl) dünyada birinci sırada.                            

►Dünyanın en kısa demiryolu burada (eşya taşınmasında kullanılıyor). 
    Sadece iki tane 300 m uzunluğunda hat ve bir istasyondan oluşuyor.

►Nüfus başına turist sayısında dünya birincisi. 
    Yerleşik nüfusu yaklaşık 1000 kişi, turist sayısı ise yaklaşık 5.5 milyon/yıl.


Aziz Petrus Meydanı'ndan turist görüntüleri. Sol baştaki fotoğrafta görülen kalabalık, bazilikaya girebilmek için sıra bekleyenlerden oluşuyor.
►Kendine ait EURO’su var (sadece Vatikan’da ve İtalya’da geçerli). 

►Ordusu İsviçreli askerlerden oluşuyor.
    Özel olarak seçilen 19-30 yaş aralığında, en az 174 cm boyunda 
    yaklaşık 100 askerden oluşuyor.


Vatikan'daki askerlerden biri, papayı dinlemeye gelenler için meydanı doldurmuş olan sandalyeler ve üzerinde hiçbir hiyeroglif yazısı
olmayan, Mısır'dan getirilmiş dikilitaş.


►Arizona’da (USA) teleskobu var. 
    Dünyanın en eski astronomik araştırma tesisi (Vatican Observatory) burada.

►Dünyanın en faal postanesi burada. 
    Her yıl (1929'dan bu yana) dünyanın hemen her yerine posta gönderiliyor.


Vatikan'daki İsviçreli askerler ve postaneden kartpostal gönderen turistler.

►Bir ülke olmasına rağmen gelen turistlerden pasaport istenmiyor.

►Vatandaşlarının hiçbiri Vatikan’da doğmamış. 
    Vatikan'da hastane de yok zaten.

►İtalya, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde 50'yi aşkın yeri ile lider durumda.
   Vatikan ise (1984'ten bu yana) bu listede yer alan tek ülke. 



Vatikan gezi yazısının sonunda önce bir hatırlatma yapmak istiyorum;
Floransa ve Roma Gezi Yazıları Yakında Burada!
ve sonra Aziz Petrus Bazilikası'nın içinde sanal gezi yapabileceğiniz linki yazımı okuyanlara bir armağan olarak buraya bırakıyorum!



Sümer Özvatan Vatikan'dan bildirdi! 😏


📖 KİTAP ÖNERİSİ


Michelangelo
Bir Dâhinin Yaşamöyküsü
Can Yayınları

Yazıda tam 20 yerde "Michelangelo" geçiyor. 
Sıra dışı kişiliği ve muhteşem sanatçılığı ile 
adını Dünya tarihine öyle kolay kolay silinmeyecek 
şekilde kazımış olan 
Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni 
ile ilgili bu kitabı öneriyorum.

Kitap hakkında bilgi şurada,
ilk birkaç sayfa ise burada!







Sümer Özvatan
Aralık 2018 





















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder