24 Kasım 2017 Cuma

Budapeşte Heykelleri

Yazı içindeki tüm fotoğrafları üstlerine tıklayarak büyük boyutlu olarak görebilirsiniz!

Budapeşte ile ilgili diğer yazılarım: 
Szentendre   Budapeşte

Budapeşte fotoğraf gösterisini buradan izleyebilirsiniz!


Budapeşte gezi yazısında her ne kadar kenti süsleyen bazı heykellerden (Balıkçılar Tabyası'ndaki Matthias heykeli, Tuna kıyısındaki sahipsiz ayakkabılar, Imre Kálmán heykeli, Kahramanlar Meydanı'ndaki heykeller, şehir parkındaki Anonymus heykeli, Ulusal müzenin önündeki János Arany'nin heykeli ve Pál Sokağı Çocukları heykel grubu) bahsetmiş olsam da, kentin hemen her yerine yayılmış olan ve Budapeşte'ye ayrı bir değer katan diğer heykelleri anmadan geçmeye gönlüm el vermedi.  
Bu yazıda sizlere, Budapeşte'yi süsleyen, kimisi uzun süredir, kimisi sadece birkaç yıldır kenti bekleyen heykellerden bahsedeceğim. Budapeşte'deki heykelleri sizlere anlatırken Macar tarihine de kısa dokunuşlar yapacağım. Şimdi gelin, bir dünya kenti karakterini ve kimliğini oluştururken, heykeller buna nasıl katkı sağlamış birlikte görelim.
Yazıda yer alan tüm heykeller kentin Peşte yakasında bulunuyor. Buda yakasından Margit köprüsünü kullanarak ve Tuna'ya bir selam vererek Peşte yakasına geçelim. Széchenyi rkp (bulvarı) üzerinde Parlamento binasına doğru yürürken sizi ilk olarak sol tarafta, 1945 - 46 yıllarında ve 1956 Macar Devrimi sırasında Tarım Bakanı olarak görev yapmış Kovács Béla'nın heykeli karşılayacak. 


Macar politikacı Kovács Béla (1908 - 1959).

Bu heykelin biraz ilerisinde (parlamento binasına varmadan sağda) Macar avukat, politikacı ve siyasi teorisyen Bibó István'ın heykeli var. Sovyetlerin baskısına karşı çıkan hükûmeti ezmek için Sovyet rejimi tarafından yapılan müdahalede parlamento binasındaki görevini terk eden son bakan o olmuş. Binayı terk etmek yerine kalarak, ünlü “özgürlük ve hakikat için” başlıklı bildiriyi yazmış. Bibó,    23 Mayıs 1957 tarihinde tutuklanmış ve hakkında müebbet hapis cezası verilmiş, 1963 yılında ise serbest bırakılmış.


Macar Devrimi sırasında Devlet Bakanı olarak görev yapmış olan Bibó István.

Parlamento binasının çevresinde (ikisi heykel grubu olmak üzere) tam beş heykel var. Yürüyüşümüze devam ettiğimizde bizi ilk olarak Macar politikacı, siyaset bilimci ve Macar Bilimler Akademisi üyesi Tisza adına yapılmış olan ve benim çok beğendiğim bir heykel grubu karşılıyor. Tisza 1887’den itibaren parlamentonun üyesi olmuş ve Avusturya-Macaristan 1. Dünya Savaşı’na girdiğinde başbakanlık yapmış.


Kont unvanlı István Tisza de Borosjenő et Szeged  (1861 – 1918) heykel grubu.

Tisza adına yapılmış olan heykel grubu görselliği ile beni çok etkiledi.

Tisza adına yapılmış heykel grubunu hayranlıkla seyrederek fotoğraflarken bir gözüm de bu heykel grubunun hemen yakınındaki, Macaristan'ın Avusturya'dan bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Macar siyaset adamı, avukat ve gazeteci olan Kossuth adına yapılmış heykel grubuna takılıyordu.

Kossuth Lajos meydanında yer alan Kossuth anıtı heykel grubu.

Lajos Kossuth (1802 - 1894), 1848 Devrimi'ni izleyen dönemde kısa süreyle iktidarda kalmış, Avusturya'nın çağrısıyla Macaristan'ın Rus orduları tarafından işgal edilmesinden sonra ülkesinden ayrılarak yaşamının geri kalan bölümünü sürgünde geçirmiş ve İtalya’da ölmüştür. Ölümünden sonra Kossuth'un adı Macaristan'da bağımsızlık mücadelesinin simgesi durumuna gelmiştir. Parlamento binasının hemen yanında bulunan Kossuth anıtı Macaristan için ulusal bir semboldür ve resmi kutlamalar burada yapılmaktadır.

Şimdi yavaş yavaş parlamento binasının ana giriş kapısına doğru yaklaşıyoruz. Bu muhteşem yapının (ana kapıya bakış yönüne doğru) sol tarafındaki yeşil alanda şaha kalkmış atının üzerinde Rákóczi'nin heykeli var. 


Macar bağımsızlık hareketinin önderlerinden II. Rákóczi Ferenc'in heykeli.

Şimdi size ilginç bir bilgi vereceğim. Asiller meclisi tarafından 1705 yılında Macaristan prensi olarak ilan edilen Rákóczi, 59 yıllık ömrünün son 20 yılını Tekirdağ'da yaşamış ve orada ölmüştür. Rákóczi'nin Macaristan'da başlayan ve Tekirdağ'da sonlanan yaşamını merak edenler şuraya bakabilir.

Rákóczi'nin Tekirdağ'da yaşadığı ev günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Yolunuz Tekirdağ'a düşerse, ülkesi için bağımsızlık mücadelesi vermiş bir prensin, ülkesinden uzakta yaşamak zorunda kalırken ruhunun ne kadar acı çekiyor olmuş olabileceğini düşünmenizi öneriyorum. Bugün Tekirdağ'daki bir sokakta çocuklar cıvıl cıvıl sesleri ile oynarken, sokak tabelasında Rákóczi Sokağı yazmaktadır. 


Tedirdağ'daki Rákóczi Ferenc Sokağı ve Macaristan'da kullanımda 
olan 500 Forint banknot üzerinde Rákóczi Ferenc'in resmi.

Rákóczi Ferenc ile vedalaşıyor ve parlamento binasının çevresindeki yürüyüşüme devam ediyorum. Binanın (Buda yakasına bakış yönüne göre) sol tarafında kalan bölümün önündeki geniş alanda atının üzerinde,   tüm heybeti ile Tuna'yı selamlayan, Macar devlet adamı Gyula Andrássy'nin heykeli var.


Count Gyula Andrássy de Csíkszentkirály et Krasznahorka (1823 – 1890). 
1867 – 1871 arasında Avusturya – Macaristan Başbakanı, 
1871 – 1879 arasında da Dış İşleri Bakanı olarak görev yapmış.  

Gyula Andrássy'nin heykeline sırtımı dönüyorum ve yönümü Tuna kenarına doğru çeviriyorum. Tuna kenarına inerken merdivenlerde oturmuş, yılgın ve cılız bir adamın Buda yakasına doğru düşünceli bir halde baktığını görüyorum. Macar şiirinin temsilcisi olarak kabul edilen Attila József'in bu haline kayıtsız kalmak, onun derdine ortak olmaya çalışmadan oradan geçip gitmek mümkün değil.


Attila József ile kısa bir dertleşme...

Macar halkı tarafından çok sevilen şairlerden biri olan Attila József (1905 - 1937) yaşamının bunalımlı bir döneminde (1937 yılında) kendini hareket halindeki bir trenin önüne atarak yaşamına son vermiş. Şiirlerinin konusu fakirlik ve işçi sınıfının yaşamı olan şairin anısı kentin en işlek yerlerinden birindeki heykeli ile yaşatılıyor. 

Tuna nehri kenarındaki kaldırımda yürümeye başlamadan önce, 
Attila József'in heykelinin tam arkasındaki yönde (yaklaşık 400 m geride) bir köprünün üzerinde beni bekleyen Imre Nagy'ye (1896 - 1958) uğruyorum.  Yaşamı boyunca iki kez Macaristan Başbakanı olarak görev yapan Macar siyasetçi, Sovyetler'in Macaristan'ı işgali sırasında işbirlikçi hakimler tarafından "vatana ihanet" (!) suçuyla yargılanmış ve asılarak idam edilmiş.

Düşünceli bir halde parlamento binasına bakan Imre Nagy.

Şimdi sırada Budapeşte yazımda bahsettiğim Tuna kenarındaki sahipsiz ayakkabılar var. Anıtta Nazilerin 2. Dünya Savaşı sırasında yaklaşık 6 milyon Yahudi'ye yaptığı sistematik soykırımı ("holokost") anlatan anıtta; Naziler tarafından kurşuna dizilerek Tuna Nehri'ne atılan Yahudilerin geride bıraktıkları ayakkabıları canlandırılmış.
Macar heykeltraş Gyula Pauer'in yaptığı ve 16 Nisan 2005 tarihinde açılan anıtın
tasarımcısı Türk kökenli Macar yönetmen Can Togay.

Margit köprüsünden Peşte yakasına geçerek başladığım yürüyüşümde şimdiye kadar 9 tane heykeli gördüm ve fotoğrafladım. Budapeşte'ye giderseniz size kolaylık olsun diye yazının bu satırına kadar bahsettiğim heykelleri bir kroki üzerinde işaretledim. Yeter ki siz Budapeşte'ye gidin!
1: Kovács Béla, 2: Bibó István, 3: Tisza, 4: Kossuth, 
5: Rákóczi, 6: Gyula Andrássy, 7: Attila József, 
8: Imre Nagy, 9: Tuna kenarındaki ayakkabılar.

Sırada Peşte yakasında Budapeşte'ye farklı bir kimlik kazandıran diğer heykeller var. Bu defa ters yönde (Erzsebet Köprüsü'nden Zincirli Köprü'ye doğru) yürüyorum. Erzsebet Köprüsü'ne sırtınızı döndüğünüzde, köprüden sadece 150 m uzakta küçük bir meydan göreceksiniz. Macar Devrimi'nin (1848) en önemli kişilerinden biri olan 
Sándor Petőfi'nin (1823-1849) adını taşıyan meydanda (Petőfi tér) şairin güzel bir heykeli var.

Macaristan'ın ulusal şairi olarak kabul edilen Sándor Petőfi'nin heykeli,
"Namzeti dal" ve Petőfi'nin "Namzeti dal" adlı şiiri okurken resmi.  

Macaristan'ın ulusal şairi olarak kabul edilen şair, Macar Devrimi'nden esinlenen ve özgürlük savaşında önemli yeri olan 
Nemzeti dal (Ulusal şarkı) şiirinin yazarıdır. Segesvár Savaşı'nda öldüğü sanılmaktadır.
Budapeşte’ye gidenler mutlaka (en azından Buda Kalesi’ni karşıdan seyretmek için) Peşte yakasında Zincirli Köprü ve Erzsebet Köprüsü arasında kalan kaldırımda yürürler. Bu yürüyüş sırasında başı epey kalabalık bir heykel dikkatinizi çekecektir. Belgrad iskele yolunda (Belgrade rkp) bir demir tramvay korkuluğu üzerinde oturmuş, sırtını Buda yakasına ve Tuna’ya vererek Peşte’yi seyretmekte olan Küçük Prenses (Little Princess, Macarca; Kiskirálylány szobor) heykelinden söz ediyorum. 

Küçük Prenses (Little Princess, Macarca; Kiskirálylány szobor) heykeli.

Bu bronz heykel 1989 yılında kentin bir parçası olmuş ve giderek artan bir ünle günümüzde Budapeşte’de mutlaka görülmesi gerekenler arasında yerini almış. İlk bakışta erkek çocuğunu andıran heykel, heykeltraş Laszlo Marton’un prenses taklidi yapan 5 yaşındaki kızı Eve’yi tasvir ediyor.

Erzsebet Köprüsü'nden Zincirli Köprü'ye doğru yürümeye devam ediyorum. Küçük Prenses'le vedalaştıktan kısa bir süre sonra karşıma kaldırıma tuvalini koymuş ve Zincirli Köprü'nün resmini yapmakta olan bir ressam çıkıyor.
Peşte yakasındaki Belgrad iskele yolunda (Belgrade rkp) solunuza Tuna’yı alıp Zincirli Köprü’ye doğru yürürken (Küçük Prenses heykelini geçtikten az sonra, Eötvös meydanına gelmeden önce, Inter Continental Hotel’in önünde) kaldırım üzerinde tuvalinde Zincirli Köprü olan ressam Ignác Roskovics (1854 – 1915) heykelini görebilirsiniz.

Zincirli Köprü'nün Peşte ayağında yeşil alanı ile dikkat çeken Széchenyi István meydanında (yeşil alanın sağ tarafında, ressam Ignác Roskovics heykeline yakın tarafında), üst kısmındaki koltuğunda, Macar devlet adamı ve Adalet Bakanı Ferenc Deák’in keyifle oturduğu güzel bir heykel grubu var. 
“Ulusun bilge kişisi” (The Wise Man of the Nation) olarak anılan Ferenc Deák heykeli.

Peşte yakasının bu bölümündeki dört heykeli yine bir kroki üzerinde göstermek istiyorum.


10: Sándor Petőfi, 11: Küçük Prenses12: Ignác Roskovicsa, 13: Ferenc Deák.

Sevgili okur, yazının sonuna geldin. 

Budapeşte gezi yazımda bahsettiğim heykellere, bu yazıdaki on üç heykeli de ekleyince, Budapeşte'nin güzelliğine güzellik, değerine değer katan heykellerden yaklaşık yirmi tanesini sizlere sunmuş oldum. Belki bu yazıdaki heykellerden bazılarını Budapeşte'de görmüştün, heykel hakkındaki bilgiyi bu okuma sonunda edindin. Belki de bir gün Budapeşte'ye gideceksin ve o güzel dünya kentinde gezerken bu heykelleri göreceksin ve bambaşka bir şekilde bakacaksın. 

Sayfama yaptığın ziyaret için teşekkür ediyorum. 

Dilerim keyifli bir okuma ve fotoğraf izleme olmuştur. 
Sayfayı takip etmeni, arada bir uğramanı ve eşe dosta tavsiye etmeni rica ediyorum.

Saygı ve sevgi ile...

Sümer Özvatan
Eylül 2016, Ankara